Hendek’te yaşayan engelli bireyler ve aileleri, gündelik yaşamda karşılaştıkları sorunları anlatarak daha erişilebilir ve kapsayıcı bir yaşam için çağrıda bulundu. Eğitimden sosyal yaşama, ekonomik zorluklardan toplumdaki önyargılara kadar birçok alanda mücadele verdiklerini belirten aileler, hem yerel yönetimlerden hem de toplumdan daha fazla destek beklediklerini ifade etti.
“ÇOCUĞUMUN HER İSTEDİĞİNİ ALAMIYORUM”
Yıllardır engelli oğlu Sefa’nın bakımını üstlenen Nebahat Deniz, çocuğunun henüz bir haftalıkken havale geçirdiğini ve o günden sonra hayatlarının tamamen değiştiğini söyledi. Oğlunun yıllarca yürüyebildiğini ancak yaşadığı sağlık sorunlarının ardından yatağa bağımlı hale geldiğini anlatan Deniz, “Yemeğinden suyuna kadar her şeyiyle ben ilgileniyorum. Bir anne olarak çocuğumun bütün yükünü taşıyorum” dedi. Maddi zorluklar nedeniyle çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ifade eden Deniz, engelli annelerine yönelik sosyal desteklerin artırılmasını istedi.
“ÇOCUKLARIMIZI DIŞLIYORLAR”
Özel gereksinimli oğlu Samet ile yaşadıkları süreci anlatan Mevlüde Türe ise toplumdaki önyargıların aileleri sosyal yaşamdan uzaklaştırdığını söyledi. Türe, “Bir de sıkıntımız şöyle: Özel çocuklarımızı istemiyorlar, aileler bizi dışlıyor. Dışarıda bize " Isırır mı, iter mi, döver mi?" tepkiler veriyorlar. Biz de çoğunlukla o ortamlardan kendimizi geri çekiyoruz, sürekli eve kapanmak durumunda kalıyoruz. Biz istiyoruz ki bizler için de sosyal yaşam alanı oluşturulsun, çocuklarımız için bir şeyler olsun, ne bileyim bir ortama girebilsinler, rahat olsunlar, itilip kakılmasınlar.” ifadelerini kullandı.
“SOSYAL ALANLAR YETERSİZ”
Samet’in kalabalık ve gürültülü ortamlardan rahatsız olduğunu belirten Türe, buna rağmen çocukların sosyal alanlardan dışlanmaması gerektiğini vurguladı. “Diğer çocukların aileleri çoğu zaman uzak duruyor. Çocuklarımızın itilip kakılmadığı, rahatça vakit geçirebildiği alanlar istiyoruz” diyen Türe, özellikle lise sonrası özel gereksinimli bireyler için sosyal ve mesleki faaliyet alanlarının yetersiz olduğunu dile getirdi.
“ENGELLİ ANNELERİ SOSYAL YAŞAMDAN UZAK”
Hidrosefali ve spina bifida tanılı çocuğunun bakımını sürdüren Birgül Işık da Hendek’te engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıracak fiziksel koşulların yeterli olmadığını ifade etti. Kaldırımlardaki erişim sorunlarına dikkat çeken Işık, çocukların sosyal aktivitelere katılabileceği alanların eksik olduğunu belirtti. Engelli annelerinin sosyal yaşamdan büyük ölçüde uzak kaldığını söyleyen Işık, “Çocuklarımızı kısa süreliğine bırakabileceğimiz güvenli alanlar bile yok. Sürekli onların yanında olmak zorundayız” diye konuştu.
“ETKİNLİKLER ARTTIRILMALI”
Sakarya Üniversitesi Ebelik Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi ve fiziksel engelli birey olan Sedef Turunç ise kentteki erişilebilirlik sorunlarına dikkat çekti. Özellikle kaldırımlara park edilen araçların ve standartlara uygun olmayan rampaların engelli bireylerin günlük yaşamını zorlaştırdığını belirten Turunç, özel gereksinimli bireyler için sosyal etkinliklerin artırılması gerektiğini söyledi.
“ÇOCUKLARIMIZIN TOPLUM İÇİNDE KABUL GÖRMESİNİ İSTİYORUZ”
Down sendromlu oğlu Cesur’un doğumundan itibaren yaşadığı süreci anlatan Özlem Cevherli ise hem sağlık hem de toplumsal anlamda ağır bir mücadele verdiklerini ifade etti. Oğlunun doğumundan kısa süre sonra Down sendromu ve kalp rahatsızlığı teşhisi aldığını anlatan Cevherli, uzun tedavi süreçleriyle karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Toplumdaki bazı önyargılı yaklaşımların aileleri derinden etkilediğini belirten Cevherli, “Bakışlar bile insanı yoruyor. Çocuklarımızın toplumun içinde kabul görmesini istiyoruz” dedi.
“EĞİTİM SÜRELERİ YETERSİZ”
Rehabilitasyon süreçlerinde verilen eğitim sürelerinin yetersiz kaldığını ifade eden aileler, fizik tedavi, dil terapisi ve bireysel eğitim imkanlarının artırılması gerektiğini vurguladı. Engelli bireylerin sosyal hayata daha aktif katılabilmesi için spor, sanat ve meslek edindirme alanlarının oluşturulmasını isteyen aileler, “Çocuklarımız eve kapanmasın, toplumun içinde özgürce yaşayabilsin” çağrısında bulundu.




