banner2

banner1

15.07.2020, 10:40

HAVALI FİŞEK!..

Bir düşünsenize!

Tam evinizdesiniz akşam akşam ve kararmış üzerinize hava.

Başınızın üzerinde çatınız,

Uzatmışsınız ayaklarınızı da şöyle bir güzel,

İçinizde huzur,

Gönlünüzde keyif,

Çoluk çocuk hep birlikte güvende olmanın verdiği rahatlıktasınız muazzam.

...

"BOM BOM BOM..."

...

Bombalar yağıyor sanki hayatınızın orta yerine.

Belki bir başka tarafta,

Bir başka hayatın daha ilk anlarına,

Diğer tarafta da bir diğerinin sayılı kalmış bir kaç zamanına yağıyor bombalar.

Dışardan gelen o şiddeti ürkütücü sesle,

İrkiliyor tüm duygularınız aniden en ince noktasına kadar.

Bedeniniz çoktan reaksiyon verip yerinden fırlamış durumda bile,

Hiç de haberiniz olmadan.

Yavrunuz,

Yavrularınız,

Aileniz ilk gelenler aklınıza.

Korumak,

Koruyabilmek için onları,

Önce sizin hayatta kalmanız lazım ya;

Haliyle büyüyor da büyüyor her "BOM..." sesinde telaşlar.

Kurtarabildiğiniz sürece kolunuzu,

Kanadınızı,

Açıyorsunuz yavruların üzerine kalkan olsun diye.

Dualar dökülüyor o an bir bir dilinizden;

"Bitsin artık" diye.

Yavruların gözlerindeki o korkunun,

Büyümüş,

Kocaman kocaman olmuş göz bebeklerinin karşısında,

Enkaz altında kalmaktan beter hissediyorsunuz kendinizi.

Bitse de bir süre,

"Bir daha olacak mı!!!"nın tedirginliği hala üzerinizde.

Çaresizlik...

Çaresizlik...

İşte tam olarak adı çaresizlik bu tablonun.

...

Bizim evin yakınlarında ne vakit havai fişek atılsa,

İşte sanki o tablodaki duygularla kaçıştığını görüyorum,

Martıların,

Kargaların,

Başka kuşların.

O panik halleri,

O nereye gideceklerini,

Nereye sığacaklarını,

Nerelere sığınacaklarını bilemez halde,

Bir oraya bir buraya kaçışmaları,

Birbirlerinden güç ve kuvvet almak için sanki bir araya gelip topluca uçmaları,

Ve o kaçışmalarda kulağıma değen,

Kalbimi sıkıştıran ağıt gibi çığlıkları...

Kim bilir nasıl bir kalp çarpıntısı ile çırpıyorlar dermanı kalmamış o kanatlarını!

...

Havai fişeklerin atıldığı noktalara yakın yerlerde bulunan kuşlara neler mi oluyor!

Panikten nerelere kaçacaklarını bilemeyip kaçışırken birbirlerine çarparak ölüyor büyük bir kısmı.

Bir kısmı kör oluyor,

Bir kısmı sağır.

Bazısı sakat kalıyor.

Kuluçkadaki kuşlar sesten ürküp yuvasını bırakıp gitmek zorunda kalıyor.

Patlayan havai fişeklerin çok yakınında olanların hayatı, yanarak son buluyor acı acı.

Yalnızca kuşlar mı zarar gören peki fişek etkilerinden!

Hayır elbet.

Patladıktan sonra bile günlerce sürüyor fişeğin o zararları.

İçlerindeki kimyasallar,

Zararlı maddeler,

Zehirli gazlar yayılıyor havaya,

Saçılıyor etrafa.

Toprağı kirletiyor,

Suyu kirletiyor,

Zarar veriyor doğaya.

Ve direk olmasa da,

Bize,

Ortak kullanım alanımız olan doğayı yaşam alanı yapmış diğer tüm canlılara zarar veriyor dolaylı olarak aslında.

Sadece ve sadece bir kaç dakikalık bir görsel şölen için,

Bir kaç dakikalık zevk için hayattan koparılıyor canlar.

...

İnsanların o çok havalı bulduğu havai fişekleri hiç sevemedim ben.

Şu son yaşananlar da pekiştirdi içimdeki o bir türlü sevememeyi.

Bu garip eğlence anlayışının yarattığı o sesleri her duyduğumda,

Eğlenmenin,

Coşmanın,

Kutlamanın bin bir yolu varken,

'Neden kuşlara bu kadar eziyet,

Neden insanlara bu kadar anlayışsızlık,

Neden doğaya bu denli saygısızlık!' soruları dolanıyor beynimin farklı noktalarında.

...

Yaz aylarındayız ya şu sıralar;

Düğün dernek,

Kutlamalar vs bu aylarda patlar.

Eğer ille de göklerdeki ışıltı mutlu edecekse seni ve varsa da buna ayıracak bir bütcen şayet,

Işık şovları,

Lazer gösterileri yaptırsan olmaz mı?

Yoksa o kadar paran, Mumlarla etrafı aydınlattırırsın o zaman.

Hiçbir şey yapamıyorsan da,

En doğalını,

En olması gerekeni yapıp

içindeki mutluluğu gözlerine yansıtsan.

Bak o zaman,

Diğer gözler alabiliyor mu gözlerini senin o gerçek ışıltından.

...

'Biz anı yaşayalım derken, başka hayatların yaşamlarına son vermekten kaçınmak dileğiyle...'

Yorumlar (0)