banner2

banner1

banner22

Uzmanlardan kadınlara ‘erken teşhis’ uyarısı

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Belma Koçer ve Doç. Dr. Yasemin Gündüz, koronavirüs salgını nedeniyle belirti göstermesine rağmen hastaneye başvurmayan çok sayıda kadında ileri derecede meme kanserine rastlandığını belirterek kadınlara ‘erken teşhis için hastanelere başvurun’ uyarısı yaptı.

GÜNDEM 30.01.2021, 09:40 Editör: Ebru Bulut
banner48

Dünya üzerinde her 8 kadından 1’inde görülen meme kanseriyle ilgili olarak koronavirüs salgını sebebiyle belirtileri göstermesine rağmen kadınların hastaneye gitmediklerini belirten uzmanlar, son 1 yıl içerisinde çok sayıda kadında ileri derecede meme kanserine rastlandığını belirterek kadınları erken teşhis konusunda uyararak hastanelere başvuruda bulunmalarını belirtti. Maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyarak hastanelere başvuruların güvenli olacağını belirten uzmanlar, Türkiye’de artık 50 yaşın altındaki kadınlarda da sıkça görülmeye başlayan meme kanserinde erken teşhisin hem tedavi uygulanabilirliğini arttırdığı hem de hastanın sağ kalmasını sağladığını belirtti.

‘GEÇ BAŞVURU KANSERİN YAYILMASINA SEBEP OLUYOR’
Konuyla ilgili olarak kadınlara erken teşhis uyarısında bulunan Sakarya Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim dalında Öğretim Görevlisi ve Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Genel Cerrah olarak görev yapan Prof. Dr. Havva Belma Koçer, “Ülkemizde ve Dünyada kadınlarda en sık görülen kanser meme kanseridir ve insidansi giderek artmaktadır. Yaşam boyu her 8 kadından 1’i meme kanseri olmaktadır. Kadınlarda ölümlerin yüzde 14’ünden bu hastalık sorumludur. Genellikle 50 ile 70 yaş arasında gözlemlenmektedir fakat ülkemizde meme kanserinin yüzde 40’ı 50 yaşın altındadır. Meme kanserinin sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Meme kanserini arttıran faktörlerden en önemlisi şişmanlıktır. Stres, ailede kuvvetli meme kanseri öyküsünün olması, bir takım genetik bozukluk olması, egzersiz yapmamak, sigara ve alkol kullanımı da meme kanseri riskini arttırır. Memede ele gelen sert ağrısız, hareketsiz bir kitle, meme cildinde yeni gelişen bir şişlik, ödem, kızarıklık, meme başında çekinti, koltuk altında şişlik ve kanlı meme başı akıntısı meme kanserini düşündürecek bulgulardır. Yeni gelişen tedavi yöntemleriyle birlikte meme kanserinin yaşam ömrü uzundur. Yalnız erken tanı bu tedavilerin uygulanabilirliği ve hastalığın sağ kalımını artması için çok önemlidir. Erken tanı yapılan hastalarda hem meme koruma şansını elde etmiş oluyoruz hem de koltuk altı temizlemeden sadece örnekleme ameliyatı ile tedaviyi tamamlamış olabiliyoruz. Pandemi nedeniyle birçok vatandaşımızı kaybetmiş olmakla birlikte birçok vatandaşımız da sağlık şikayetleri nedeniyle hastanelere başvurmayı geciktirmektedirler. Bunlar da önemli sağlık sorunlara sebep olmaktadır. Özellikle meme kanseri gibi erken yakalandığı zaman iyi sonuç alınabilecek hastalık türlerinde geç başvurular hastalığın daha ilerlemesine ve yayılmasına sebep olmaktadır” dedi.

“SALGINDAN KORKUP HASTANEYE GELMEMİŞ
Kendisinde oluşan belirtiler sonrasında doktora başvuran ve meme kanseri teşhisi konulduktan sonra koronavirüs salgınından korkarak hastaneye gitmeyen ve vücuduna yayılan kanser nedeniyle 8 ay sonra acilen ameliyata alınan 59 yaşındaki Nihal Ardıç, “8 ay önce küçük bir şeydi. Koronavirüs sürecinin bitmesini bekledim. Normalleşme sürecinde hastaneye geldim. Belma hocama gelerek tedavi oldum. Şuan çok iyiyim. Bunun daha iyisi yok zaten. Hiç ağrım, sızım yok. İnsanlar beklemesinler, hastaneye gelsinler” ifadelerini kullandı.

‘ŞİKAYETİ OLMAYANDA KONTROLE GELMELİ’

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda görev yapan ve 10 yıldır meme radyolojisi alanında görev alan Doç. Dr. Yasemin Gündüz, herhangi bir şikayeti olmayan kadınlarında yılda 1 kez kontrol amacıyla hastaneye başvurması gerektiğini belirterek, “Birinci derece yakınında meme kanseri öyküsü olan, meme kanserine yakalanma olasılığı yüksek bir genetik hastalığı olan veya bu hastalığa yalanacak gene sahip olan hastalarda 40 yaşından önce de mamografik inceleme yapılabilmektedir. Mamografik incelemeler ile kanseri henüz bulgu vermeden erken dönemde yakalama şansımız var fakat her kanseri yakalayamıyoruz. Bu biraz da kadının meme dokusunun yapısıyla ilgili oluyor. Tespit edilmiş olan meme kitlesi veya koltuk altı lenf bezi varsa bir sonraki aşama her ikisinde de biyopsi ile parça almak olmalıdır. Saptanmayan hastaların da 40 yaşından sonra mutlaka rutin mamografik tetkiklerini yaptırmaları gerekmekte ve bu tetkikleri bir sonraki inceleyen doktora mutlaka iletmelidir. Pandemi sürecinde virüs bulaşma riski nedeniyle birçok hasta hastaneye gelmekte çekindi. Bu da daha ileri evrede meme kanserinin saptanma oranını arttırdı. Memesinde kitlesi veya herhangi bir şikayeti olan hasta veya tarama nedeniyle şikayeti olmayan hastalar maske ve mesafe kurallarına uyarak ve randevularını alarak hastanemize güvenle başvurabilirler” şeklinde konuştu.

Yorumlar (0)