banner2

banner1

banner22

Su kaynaklarında siyanotoksin tehlikesi

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Meriç Albay ve Türkiye Tabiatını Koruma Derneği bilim danışmanı Dr. Erol Kesici, küresel iklim değişikliğinin yanı sıra, birçok kirlilik nedeniyle son yıllarda göl, baraj, nehir gibi birçok su kaynağında ciddi su kaybı yaşandığını belirterek, buna bağlı siyanobakteri artışına karşı uyardı.

GÜNDEM 02.01.2021, 14:03 Editör: Ebru Bulut
Su kaynaklarında siyanotoksin tehlikesi
banner48

“SİYANOTOKSİN YÖNETİMİ ÖNCELİKLİ ELE ALINMALI”

15 yıl öncesine kadar iç su kaynaklarında mayıs-eylül arasında görülen aşırı siyanobakteri artışının günümüzde kasım ayında bile görüldüğünü açıklayan Prof. Dr. Meriç Albay, “Siyanotoksin de üreten ve insan sağlığı için zararlı olabilecek artışlar yetkili kurumlar tarafından dikkatlice izlenmeli. Ülkemizde daha önce ağustos-ekim aylarında gördüğümüz aşırı siyanobakteri artışını aralık ayı sonunda bile görmeye başladık. Değişen iklim şartları nedeniyle su yönetimi ile ilgili yetkili kurumlar siyanotoksin yönetimini öncelikli ele almalıdır” dedi. TTKD bilim danışmanı Dr. Erol Kesici, son dönemde göl, gölet, baraj gibi su kaynaklarında görülen ve yeşil renge boyayan mavi-yeşil alg da denilen siyanobakterilerin, dünyada milyarlarca yıldır yaşadığı belirlenen mikroskobik organizmalar olduğunu kaydetti. Dr. Kesici, mavi-yeşil alglerin suların azalmasıyla her türlü tarımsal, evsel ve sanayi atıkları nedeniyle başta azot, fosfor (gübre ve kimyasallar) artışıyla bilhassa iklim kuşağımızda genellikle mayıs-ağustos, eylül aylarında görülürken, artık kasım-aralık aylarında bile görülebildiğini söyledi.

“DOĞAL GÖLLERİMİZDE SİYANOBAKTERİ ARTIŞLARI YAŞANIYOR”

Suyun giderek azalması sonucu su kaynaklarının durgun olduğu zamanlarda, güneş ışınlarının etkisiyle birlikte siyanobakterilerin koloniler oluşturduğunu anlatan Dr. Kesici, “Suların bezelye çorbası kıvamına dönüşmesine neden olmaktadır. Bilhassa son günlerde meteorolojik kuraklığa bağlı hava sıcaklığı mevsim normallerinin çok üzerinde. Yöremizdeki Eğirdir, Beyşehir gibi doğal göllerde bile aralık ayında mavi-yeşil alg dediğimiz siyanobakteri artışları görülmektedir. Su seviyeleri giderek azalan, dip suyu haline dönüşen baraj ve göletlerde aynı manzarayla karşılaşmak mümkün” dedi.

“HAYVANLAR BU SULARDAN İÇMEMELİ”

Bu tür alglerin gölün dip çamuru, suların çekildiği nemli ve kuru alanlarda da yaşayabildiğini dile getiren Dr. Kesici, bu nedenle önlemlerin alınmasında titizlikle davranılması gerektiğini vurguladı. Kesici, “Bu tür suların özel arıtım sistemleriyle arıtılarak kullanılması gerekiyor. Bu sular hayvanların içmesi için de kullanılmamalı. Birinci çözüm her bölgedeki göl, gölet gibi su kaynaklarının, diğer kendine özgü, bölgesel ve ekolojik özelliklerini çok iyi bilmemiz gerekiyor. İkincisi doğal göllerde tarımsal kirlilik ve sirkülasyonunun engellenmesi gerekir” şeklinde konuştu.

Yorumlar (0)