banner2

banner1

banner22

Sanıkların beyanları alındı

Hendek ilçesinde 7 kişinin öldüğü, 127 kişinin de yaralandığı havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin açılan davanın ikinci duruşmasında dördüncü oturum başladı. Duruşmada sanıkların ve sanık avukatlarının beyanları dinlendi.

GÜNDEM 18.03.2021, 12:40 Editör: Gizem Demirsoy
Sanıkların beyanları alındı
banner48

Hendek’te meydana gelen patlamaya ilişkin davada görülen ikinci duruşmanın dördüncü oturumunda mahkeme heyetinin yoklama almasının ardından tutuklu ve tutuksuz yargılanan sanıkların beyanları alındı. Tutuklu sanıklar suçsuz olduklarını beyan ederek tahliyelerini talep etti. Tutuksuz sanıklar ise haklarında yapılan suçlamaları kabul etmeyerek iddiaları yalanladı. Bütün sanıklarının beyanlarının alınmasının ardından sanık avukatlarına söz hakkı verilerek dinlenmeye başladı. İlk olarak söz hakkı verilen tutuklu sanık E.Ö., “Hakkımda yapılan suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Patlamada benim hiçbir suçum yok. Yüce mahkemeye güvenerek tahliyemi istiyorum” dedi.

“MECBUREN FABRİKADA ÇALIŞMAYA DEVAM ETTİM”

E.Ö.’nün beyanları sonrası söz verilen tutuklu sanık A.A., “7 yıldır fabrikada çalışıyorum. Dün Y.C., fabrikada beni sevmeyenlerin olduğunu söyledi. Burada benim hakkımda suç duyurusunda bulunmayanlar benim işimin iyi yapığımın kanıtıdır. Ben bir kimyager olarak farklı bir yerde iş bulma şansım yok. İş başvurularında bulundum fakat geri dönüş olmadı. Eğer ki, geri dönüş olsaydı bu fabrikada çalışmazdım. Mecburen orada çalışmaya devam ettim. Fabrikada üretim baskıyla birlikte fazla malzemeyle üzerinde çalışılıyordu. 8 buçuk aydır cezaevinde ağır şartlar içerisinde yaşıyoruz. 2 çocuk annesiyim, tahliyemi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

“PATLAMADAN 1 HAFTA ÖNCE FABRİKAYLA İLİŞİĞİMİ KESMİŞTİM”

ISG Uzmanı olarak fabrikada çalışmış tutuklu sanık A.B., “Fabrikadaki iş kazalarının raporunun tutulmadığını beyan etim. Benim çalışma sürelerim arasında fabrikada sürekli denetimler oldu. Denetim için gelenler ilk önce benim raporlarımı incelerdi. Fazla üretilen maddeyi onlar görmeyince benim tuttuğum tutanağın bir önemi kalmıyor. Onlar kendi gördüklerini raporlarına yazarlar. Mesleki eğitimler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylı eğitimlerdir. Patlamadan 1 hafta önce resmi olarak ilişiğimi kestim. Benim patlama anında firma ile hiçbir şekilde ilişiğim yoktu. Malzemelerin yanması ve patlamasıyla ilgili benim bir alakam yok. Patlamanın sebebinin ne olmasının bulunmasını istiyorum. Patlamadan 15 dakika sonra fabrikanın önündeydim. Orada 3 saatten fazla kaldım. Ağlayarak haberleri izledim. Oradaki insanların canına bir şey oldu korkusuyla saatlerce bekledim. Eğer benim bir suçum varsa cezamı çekmeye razıyım ama bir suçum olmadan bu şekilde yargılanmak çok ağır. Cezaevinde çok zor şartlarda kalıyoruz. Can güvenliğim yok diye bir dilekçe verdim. Bu kazanın sebebi ortaya çıksın. Dava sonuçlansın ve tutuksuz yargılanmak istiyorum. 2 çocuğuma sadece ben bakıyorum. Bunların göz önünde bulundurarak tutuksuz yargılanma talep ediyorum” şeklinde konuştu.

“BENİM ÖLMEMİ PUSUDA BEKLEDİLER”

Patlamada yaralanarak 30 gün hastanede kalan A.Ç., “Ben burada müşteki sanık olarak yargılanıyorum. Olay günü fabrikadaki odamdaydım. Patlamanın etkisiyle kırılan cam parçaları kolumda hala mevcut. Beni oradan ekipler kurtarmadı. Beni orada cehennemin içine çocuğunu kurtarmak için giren Muammer abi kurtardı. O cesaretle oraya girmeseydi ben ölecektim. Benim için de benim ailem burada hakkımı arayacaktı. Ben burada ölmediğim için yargılanıyorum. Beni tanıyan hiç kimse benden şikayetçi olmadı. Çin Mahallesi’nde tehlike vardı ama ben çalıştığım sürece bunu gidermeye çalıştım. Tehlikeyi anlattım ama bizi dinleyen ve gerekeni yapan birisini bulamadım. Patlamanın muska bölümü veya yanındaki depolardan çıktığını söyleyen müştekiler patlamayı yaşamış insanlar. Sanıklar ise Çin Mahallesi’nden çıktığını söylüyorlar. Patlamanın Çin Mahallesi’nden çıkmasını aklım almıyor. Çin Mahallesi’ndeki patlamanın 9 saniye sonra Sabahattin Ağabeyin olduğu bölüme ulaşıp patlaması imkansız. Ben 30 gün yoğun bakımda kaldım, ölümden döndüm. Doktorlar yaşamaz dediler. Fabrika sahipleri olayın Çin Mahallesi’nde olduğunu söyleyebilmek için benim ölmemi pusuda beklediler. Ben 30 gün hastanede yattım, hiç kimse aramadı. 10 günlük entübenin ardından ben gözümü açında A.R.E.C. babamı aramış geçmiş olsun diye. Amaçları farklı. Ben suçsuzum” dedi.

SANIK AVUKATLARI TAHLİYE TALEBİNDE BULUNDU

Tutuklu sanık A.B'nin avukatı Rahşan Bengi Gezgin Kayan, müvekkilinin OSGB'ye bağlı olarak firmada kısmı zamanlı hizmet verdiğini, 26 Mayıs'ta OSGB'ye istifasını sunduğunu, kaza ve kaza öncesinde iş yerinde bulunmadığını belirtti. A.B.’nin Çalıştığı süre boyunca bütün mevzuat gereği yapması gereken işlemleri yerine getirdiğini, buna da duruşmada ifade veren müştekilerin de tanıklık ettiğini belirten avukat Kayan, sanığın tahliyesini istedi. Söz verilen diğer sanık avukatları da tahliye talebini yineledi.

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Sanık ve sanık avukatlarının beyan ve taleplerinin ardından örüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, tutuksuz sanık Ali Rıza Ergenç C'nin tutuklanası talebinin dosyada değişiklik olmaması nedeniyle reddine karar verilmesini istedi. Bunun üzerine sanıklar ve sanık avukatları tekrardan söz alarak tahliye talebini tekrarladı. Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Y.C.’nin ve avukatı Abdurrahim Burak’ın beyanlarını almak üzere mahkemeye ara verdi.

Yorumlar (0)