banner2

banner1

banner22

Sakarya Kadın Platformu’ndan açıklama

Sakarya Kadın Platformu AKM önünde 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.

GÜNDEM 25.11.2021, 13:44 Editör: Nisa Çoban
banner48

ŞİDDET BOYUT DEĞİŞTİREREK SÜRMEYE DEVAM EDİYOR

Basın açıklamasını yapan Yasemin Hacıeyüpoğlu, Türkiye’de 2021 yılının başından bugüne kadar öldürülen kadınların sayısını gözler önüne serdi. Hacıeyüpoğlu konuşmasının devamında; “353 kadın cinayete kurban gitti. Sadece ekim ayında 18 kadın cinayeti işlenmiş, 19 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştur. Öldürülen 18 kadından 12’sinin hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi, 6’sı da boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile öldürüldü. 12 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor” dedi.

KADIN MEZARLIĞI

2021 Cinsiyet Eşitliği raporundan söz eden Hacıeyüpoğlu; “ Bu raporda Türkiye 153 ülkeden 133. sırada bulunuyor. Türkiye’de öldürülen kadınların yüzde 60’ı yaşadıkları evlerde katlediliyor. Pandemi süreci kadınları daha fazla şiddete maruz bıraktı. Bu durum evin ve ailenin güvenli ve huzurlu bir yer olduğuna dair inanışı ters yüz ediyor. Türkiye’de  evli kadınların en az üçte biri fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalıyor. Ama sadece yüzde 11’i bunu resmi kurumlara bildirebiliyor. Bu veriler koca bir ülkenin kadın mezarlığına döndüğünün göstergesi” dedi.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

Hacıeyüpoğlu; “Hal böyleyken kadınların uzun emekler vererek, bedeller ödeyerek sahip oldukları koruyucu yasaların iktidar temsilcileri ve gerici basın üzerinden sürekli hedef alınması akıllara durgunluk veriyor. Biz bu yasaların tam uygulanması gerektiğini ve yasalara düzenleyici maddeler konması gerektiğini tartışırken iktidar İstanbul Sözleşmesinden geri çekildi.  İSTANBUL SÖZLEŞMESİ; kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, kadınların her türlü şiddetten korunması, şiddet faillerinin kovuşturulması, yargılanması ve cezalandırılması için en ince ayrıntısına kadar titizlikle hazırlanmış ilk uluslararası sözleşmeydi” dedi.

SÖZLEŞMENİN AMACI

Sözlerine devam eden Hacıeyüpoğlu; “Sözleşmenin amacı; ev içi şiddet dahil kadına yönelik her türlü şiddeti önlemek ortadan kaldırmaktı.Şiddeti önlemek için kadınları güçlendirmek kadın- erkek eşitliğini sağlamak ve yaygınlaştırmaktı. Sözleşmenin amacı şiddet mağdurlarının korunması için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak şiddete karşı uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmaktı. Türkiye’nin 2011 yılında imzacı olduğu 1 Ağustos 2014 tarihinden beri yürürlükte olan  İstanbul sözleşmesine rağmen cinayetlerin artarak devam etmesinin nedeni ise İstanbul Sözleşmesinin  etkin uygulanmaması, şiddeti önleyici politikaların geliştirilmemesi, etkili soruşturma ve kovuşturma yürütülmemesi, yargılamalar sonucunda cezaların caydırıcı çıkmaması, hatta çoğu kez kadınların şiddeti hak ettiklerine dair ifadelerin kullanılması kadına yönelik şiddetin katlanarak artmasına  neden olmuştu” diye konuştu.

KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR

Kadın cinayetlerinin artarak devam ettiğine değinen Hacıeyüpoğlu; “Oysaki kadın cinayetlerini artarak devam ettiği bu süreçte iptal edilen İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olduğu 6 yıldan bu yana etkili bir biçimde uygulanabilseydi eğer öldürülen  pek çok kadın bugün yaşıyor olacaktı. Türkiye’de siyasal iktidar, erkek egemen ve gerici uygulamalarını, amaçlarını gündemden eksik etmeyerek erkek egemen yasa yapımını bilfiil sürdürmekte ve cinsel şiddet faillerine kolluk yapmaktadır. Politik olması kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor. İşte bu yüzden  İstanbul Sözleşmesi’nin  ve 6284’ün tam ve etkin uygulanması kadınlar için hayatidir. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, kadınları güvenli olduğu iddia edilen dört duvar arasına kapatmakla durdurulamaz. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve toplumsal cinsiyet temelli şiddetin durdurulmasına yönelik hazırlanan İstanbul Sözleşmesine geri dönülmesi şarttır” dedi. 

banner84
Yorumlar (0)