banner2

banner1

banner22

Psikolojimizi nasıl koruyacağız?

Virüse yakalanıp atlatan kişilerin psikolojisi nasıl? Bu süreçte işinden olan, tam kapanma nedeniyle evinden dışarı çıkamayanlar kendilerini nasıl korumalı? Uzman Psikolojik Danışman Günay Erdem Özkan pandemi de psikolojiğimizi korumanın yollarını anlattı.

GÜNDEM 07.05.2021, 13:44 Editör: Aysima Kortak
Psikolojimizi nasıl koruyacağız?
banner48

SERENAY YAŞAR/ÖZEL HABER

Tüm dünyayı derinden sarsmaya devam eden koronavirüs pandemisi hemen herkesi ruhsal açıdan da olumsuz etkiliyor. Türk PDR Derneği Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Yayın Sekreteri Uzman Psikolojik Danışman Günay Erdem Özkan’la pandemide insan psikolojisi başlığı altında konuştuk.

“SOSYAL İZALASYON PSİKOLOJİK EN ZORLAYICI DURUM”

Normal bir hastalık sürecinde yakınlarımızın bakım veya ziyaretlerle yanımızda olması bizleri güçlendiren ve bu süreçten psikolojik olarak en az hasarla çıkmamızı sağlayan büyük bir sosyal destek kaynağımız olduğunu dile getiren uzman psikolojik danışman Günay Erdem Özkan, “Pandeminin doğası gereği koronavirüsten etkilenen kişilerin karantina sebebiyle deneyimledikleri sosyal izolasyon psikolojik olarak en zorlayıcı durumlardan biri. Diğer taraftan bazıları için yakınlarına istemeden de olsa virüs bulaştırmış olmak suçluluk, üzüntüsü ve huzursuzluk gibi duyguları ortaya çıkarabilir. Bu süreç sonrasındaki psikolojik durum ise kişilerin bakış açısına ve hastalığı ne şekilde geçirdiklerine bağlı olarak değişebilir” dedi.

“MASKE, MESFE, HİJYEN KURALARINA DİKKAT EDEREK…”

Her an virüs olacağını düşünen kişiler için tavsiyelerde bulunan Günay Erdem Özkan, “Virüsün yayılımı ile ilgili doğru bilgilere sahip olunması, medyadaki veya sosyal medyadaki virüsle ilgili haberlerden eğer olumsuz etkileniliyorsa uzak durulması oldukça koruyucu olabilir. Pandemi sürecinde virüsten ve hastalıktan korunmayla ilgili belirsizlikten kurtulmak ve kontrol hissine sahip olmak oldukça önemli. Virüs her ne kadar kontrolümüz dışında yayılıyor gibi görünse de kimde virüs var bunu bilmesek de neyi kontrol edebiliriz bunu fark edebiliriz. Kişisel olarak maske, mesafe ve hijyen kurallarına dikkat ederek hastalıktan korunmamız mümkün. Mümkün olduğunca evden çıkmamak, evde egzersiz ve sağlıklı beslenmeyle hem psikolojik sağlığımıza hem de bağışıklık sistemimize yatırım yapmak bizim kontrolümüzde olan durumlar olarak değerlendirilebilir. Hastalıkla ilgili tedirgin olan kişiler bu süreçte neler onların kontrolünde, hastalığı engellemek için kişisel olarak nasıl önlemler alabilir? Bunları değerlendirmeleri sonucunda kontrollerinde olan durumların ve seçeneklerin varlığını fark edeceklerdir. Bu kontrol hissi de onlara güven ve rahatlık verecektir.  Tüm bunlara rağmen bu konuda yoğun kaygı yaşayan ve bu kaygının günlük yaşantılarını sekteye uğratan ilişkilerine zarar verdiğini hisseden kişiler en kısa sürede psikolojik desteğe başvurabilir. Birçok psikolojik danışman, psikolog veya psikiyatristin sunduğu online terapi sürecinden faydalanarak bu süreci daha rahat geçirebilirler.” 

“KRİZ DÖNEMİ”

Pandemide işsiz kalan insanların psikolojisini değerlendiren Özkan, “Salgın süreci, sağlığımızı dolayısıyla yaşamımızı tehdit etmesi açısından baş etmeye çalıştığımız zorlayıcı bir yaşam olayı olarak bir yılı aşkın süredir yaşamımızda yer alıyor. Salgın sürecinde iş kaybı yaşayan, geliri düşen, yakınları ya da kendisi hastalanan veya yakınlarını kaybedenler için bir kriz dönemi olarak nitelendirilebilir. Kriz durumlarında iki psikolojik ihtiyacımız öne çıkıyor; kontrol ihtiyacımız ve süreklilik ihtiyacımız. Belirsizlik ve kontrol kaybı birleşince çaresizlik hissi gibi ağır bir duygu karşımıza çıkıyor. Pandemi sürecine bağlı olarak iş kaybı yaşayan kişiler için pandeminin seyri ve iş durumundaki belirsizlik diğer taraftan bu sürecin kontrolünün elinde olmaması hissi işsiz kalan kişileri çaresizlik duygusuna taşıyor olabilir. Aslında burada en önemli nokta belirsizlik, ebetteki normal süreçte iş kaybında yeni çözümler aranırken pandeminin ne kadar süreceği ve ne şekilde seyredeceği ile ilgili belirsizlik yeni iş alanlarına yönelmeyi de etkilediği için oldukça zorlayıcı olabiliyor” şeklinde konuştu.

“KAPANMA TATİL OLMADIĞINDAN”

 “Öncelikle kapanma durumundaki belirsizlikler tedirgin ve rahatsız edici olarak değerlendirilebilir. Diğer yandan bazı sektörlerde kapanmanın olmaması ve çalışma zorunluluğu bu kişiler için zorlayıcı olabilir. Örneğin Okulların kapalı olması sebebiyle sağlık sektöründe çalışan kişilerin çocuklarının bakımı ile ilgili endişeleri öne çıkabilir. Yasaklar doğası gereği insanların bazılarında engellenme hissiyle öfke ve direnç oluşturabilir. Aynı sektörde çalışmasına rağmen bazı işyerlerinin açıkken bazılarının kapanması ekonomik kaygıların da etkisiyle haksızlık düşüncesi ile beraber öfke oluşturabilir. Kapanma bir tatil olmadığından işler online veya yüz yüze bir şekilde devam ediyor. Bu süreci yönetmek bazıları için zorlayıcı olabilir. Aile üyelerinin tümü ya da çoğunun evde olmasıyla beraber, evin yuva olmak dışında okula ve iş yerine dönmesi ev içi dinamiklerin değişmesiyle beraberinde uyum sürecini getiriyor. Çocuklu evlerde çocukların enerjilerini atabilmesi için yeterince alana ve akran iletişimine fırsat bulamaması hem çocuklar hem de aileleri için zorlayıcı olabilir ve ilişkileri de yıpratabilir. Genel olarak bakıldığında birçok kişi için ekonomik ve ruhsal olarak zorlayıcı olabileceği gibi bu durumu kabul eden, ekonomik zorluk yaşamayan, ev içi düzeni oturtan kişiler için de fırsata dönüşebilir.” dedi

BUNLARI YAŞIYORSAK PSİKOLOJİK DESTEK ALMALIYIZ

“Çalışmakta ve üretmekte zorlanıyorsak, bazı sorunlarımızla kendi başımıza baş etmekte güçlük yaşıyorsak, daha önceki sorunlarda kullandığımız baş etme becerilerimiz yetersiz kalıyorsa, bir aydan uzun süredir uyku sorunları yaşıyorsak, geleceğe yönelik karamsar düşüncelerimiz varsa, ölüm ve intihar düşüncelerimiz oluşmaya başladıysa, travmatik bir olaya maruz kaldıysak en kısa sürede psikolojik desteğe başvurmak yararımıza.. Taşınma, iş değişikliği, boşanma, ayrılık, hastalık, sevdiğimiz birinin kaybı gibi düzenimizi bozan ve yeniden uyum sürecine girdiğimiz yaşam değişimlerinde eğer uyum sürecinde zorlanıyorsak psikolojik destek almak bu süreci daha az zararla atlatmamızda ve yeni yaşamımıza uyum sağlamamızda kolaylaştırıcı olabilir. Evliliğimizle ilgili problemlerimiz varsa, çocuklarımızla ilişkimizde zorlanıyorsak, insanlarla iletişim problemi yaşıyorsak yine psikolojik desteğe başvurabiliriz. Diğer taraftan kişiliğimizle ve bazı alışkanlıklarımızla ilgili bir değişime ihtiyaç duyuyorsak örneğin topluluk içinde konuşmakta, insanlarla etkili iletişim kurmakta zorlanıyorsak, kaygı problemi yaşıyorsak, iş yaşamında ya da genel olarak insanlara güvenmekte zorlanıyorsak, yoğun kaygı ve stres deneyimliyorsak, öfkemizi kontrol etmekte zorlandığımız durumlar yaşıyorsak yine psikolojik desteğe başvurabiliriz. Kısacası iç dünyamızda bir karmaşa oluştuğunda ve bazı duygu, düşünce veya davranışlarımızı değiştirmeye ihtiyaç duyup kendi başımıza bunu gerçekleştirmekte güçlük yaşadığımızda çekinmeden psikolojik desteğe başvurabiliriz. İşin aslı yalnızca çok büyük problemler yaşadığımızda değil kendimizi tanımak, duygu, düşünce ve davranışlarımızla ilgili farkındalık ve iç görü kazanmak için ve olduğumuz gibi kendimizi kabul edip ortaya koyabilmek için de psikolojik destek alabiliriz. Psikolojik destek sadece sorun giderici değil aynı zamanda geliştiricidir. İşin uzmanından destek alındığında bunun kişi üzerindeki olumlu etkileri mutlaka görülecektir”

Yorumlar (0)