banner2

banner1

banner22

Kadına şiddete dikkat çektiler

Hak-İş kadına yönelik, şiddete, istismara, eşitsizliğe, ayrımcılığa, yoksulluğa, mobingge, güvencesizliğe karşı durmak için bir araya geldi. Bu kapsamda 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” sebebiyle basın açıklaması gerçekleştirildi.

GÜNDEM 25.11.2021, 11:02 Editör: Nisa Çoban
banner48

HAK-İş Konfederasyonu 81 ilde eş zamanlık olarak 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” sebebiyle basın açıklaması gerçekleştirdi. Sakarya’da basın açıklamasını Öz Sağlık İş Sendikası Kadın Komisyonu adına Derya Ölçer Kara yaptı.Kadına yönelik, şiddete, istismara, eşitsizliğe, ayrımcılığa, yoksulluğa, mobingge, güvencesizliğe karşı durmak için bir arada olduklarını ifade eden Kara; “Kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik zarar veya ıstırap veren veya verebilecek toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem veya bu eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma kadına yönelik şiddet olarak kabul edilmektedir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de maalesef kadına yönelik şiddet devam etmekte ve her üç kadından biri, fiziksel veya cinsel şiddete maruz bırakılmaktadır. HAK-İŞ olarak, kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmalarının kararlılıkla devam etmesi gerektiğine ve bu süreçte tüm kesimlerin sorumluluk alması gerektiğine inanmaktayız” dedi.

KADES PROGRAMI

Sözlerinin devamında Kara; “Bu çerçevede son dönemde daha da yoğunlaşan çalışmalardan, kamunun, sivil toplum kuruluşlarının, yazılı-görsel-işitsel ve sosyal medyanın bu konuyu kamuoyunun gündeminde tutma konusunda gösterdikleri çabalardan memnuniyet duyuyoruz.İçişleri Bakanlığımız tarafından yerli ve milli imkanlarla oluşturulan KADES programını 2018’den bu bugüne kadar 2 milyon 758 bin 120 kadın indirmiş ve 248 bin 473 ihbar alınmıştır. Bu çalışmalar sayesinde geçmişte uğradıkları şiddeti konuşamayan, paylaşamayan, gizli tutan kadınların artık konuştuklarını, resmi makamlara ve sivil toplum kuruluşlarına daha yoğun şekilde başvurduklarını, şikâyette bulunduklarını görüyoruz” diye konuştu.

AİLE İÇİ ŞİDDET

Aile içi şiddetten söz eden Kara; “Diğer taraftan kadına yönelik şiddet konusunda hukuki düzenlemeler yapılırken, bu düzenlemelerin toplumsal değer yargılarıyla örtüşmesi, onlarla çelişmemesi ve toplumsal dokuyu, özellikle de temel yapımız olan ailenin çözülmemesi için azami dikkatin gösterilmesi gereklidir.Şiddet kavramı her alanda ortaya çıkmasına karşın daha çok aile ile birlikte anılmaktadır. Aile ve şiddet kavramlarının bir arada kullanılmasını, neredeyse deyim haline gelmesini, kendi toplumumuzun tarihsel kültürü ve yaşam biçimi göz önüne alındığında çok doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyoruz. Bunu söylerken, halen bu anlamda yaşadığımız kimi problemleri görmemezlikten gelme veya öteleme gibi bir mantık yürütmüyoruz. Bizim toplumumuzun ve ülkemizin mayasında şiddet yoktur diyoruz” dedi.

AİLE YAPISI

Kara; “Toplumsal ve kültürel değerleri içselleştirmiş bir "aile yapısı" nda asla şiddet diye bir kavram veya olgunun söz konusu olması mümkün değildir. Kimi bireysel ve lokal yaşanmış negatif örneklerden yola çıkarak, bunu genelleştirmek veya toplumun bütününü kapsayan bir hastalık şeklinde sunmak, problemi çözmek yerine daha da derinleştirmek ve pekiştirmek hatta özendirici hale getirmek demektir.Şiddet kavramının çalışma hayatındaki yansımaları da oldukça yaygındır. Bugün, psikolojik, ekonomik, cinsel, fiziksel ve benzeri şiddet türleri çalışma hayatında sıkça rastlanılan bir durumdur.  Hem çalışma hayatında hem de toplumsal yaşamda, toplumsal değerlerin yerleştirilmesi, tahkim edilmesi ve yeni değerlerle zenginleştirilmesi için çalışmalar yapılması gerekmektedir” dedi.

ŞİDDETİN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN NE YAPILMALI?

Şiddetin önüne geçmek için Kara başlıca nedenler sıraladı. Bu nedenler şöyle; “Adli ve idari yaptırımların toplumun değer yargılarına uygun olması, Şiddeti önleyici olumlu yapıcı değer yargıları oluşturulması, Hoşgörü ve saygı değerlerini güçlendirici eğitimler verilmesi, Şiddeti özendirici yeni medya yayınlarına engeller konulması, aileyi özendirici ve güçlendirici olumlu kavramlar terimler cümleler oluşturulması, yeni medya kullanımının toplumsal değerleri koruyacak şekilde tasarlanması, erken çocukluk döneminde doğru kavramların zihinlere aktarımının sağlanması, aile yapısının bozulması, yıpranması gibi durumlarda verilen psikolojik destek programlarının zorunlu hale getirilmesi, çalışma yaşamındaki şiddete engel olmak için sivil toplum kuruluşları ve kamunun ortak çalışmalar yapmasın, ILO’nun C 190 No’lu Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşmesi devletler tarafından ivedilikle onaylanması, Kadının iş yaşamının her alanında kendini sürekli geliştirmesini sağlayacak mesleki eğitim politikalarının oluşturulması ve uygulanması, yeni medya da kadına yönelik şiddet olgusu kadının haklarına saygı duyacak bir perspektiften ele alınması, nitelikli ve kapsamlı bir eğitim ile hayatın her alanında şiddetin önlenmesinin hedeflenmesi ,insan haklarının bir ahlak olarak içselleştiği, insan onurunun korunduğu, şiddet dilinin terk edildiği, farklılıkları kapsayıcı, sağduyulu bireyleri yetiştirmeyi amaçlayan bir eğitim sisteminin oluşturulması ,sendikal örgütlülüğün artırılması,  örgütlülüğün olduğu yerlerde şiddetle etkin bir mücadele sisteminin ve çözüm odaklı politikaların ortaya konması,şiddetle mücadele için örgütlü işyerlerindeki toplu iş sözleşmelerine çözüm odaklı düzenlemelerin eklenmesi, şiddetle mücadelede toplumsal duyarlılığının inşa edilmesi.”

banner84
Yorumlar (0)