banner2

banner1

banner22

Gizli kahramanlar yaşadıklarını anlattı

Filyasyon ekibinde ve PCR testinde gönüllü olarak çalışan diş hekimleri, salgın sürecinde fedakarlıklarıyla örnek oldu. Pandemi sürecinin gizli kahramanları neler yaşadıklarını anlattı.

GÜNDEM 08.02.2021, 12:32 Editör: Gizem Demirsoy
Gizli kahramanlar yaşadıklarını anlattı
banner48

ÖN SAFLARDA YER ALDILAR

Pandemi döneminin en başından beri gönüllü olarak filyasyon ekibinde ve PCR testinde gönüllü olarak çalışan diş hekimleri açıklamalarda bulundu.  Pandemi döneminde diş hekimlerinin yaptığı gönüllü hizmetleri anlatan Sakarya Ağız ve Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Metin Çoban, “Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarımızın tamamı ön saflarda yer aldı. Sakarya Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin tüm personeli, pandeminin başladığı ilk günlerden itibaren bu sürece destek verdi. Vermiş olduğumuz bu destek ihtiyaç doğrultusunda hala devam etmektedir. Covid-19 hastalığının teşhisi için filyasyon ekibi olarak aktif olarak sahada ve pandemi hastanesinde görev aldık. Buna ilaveten yurtdışına çıkış yapan ve belli rutinler ile test yapılması gereken (askere alım vb.) vatandaşlarımızın pandemi hastanesinden ayrı bir alanda yapılan testleri Sakarya Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi çatısı altında almaya başladık ve hala devam etmekteyiz” dedi.

‘SPORCULARIMIZIN YANINDAYIZ’

Sağlık çalışanlarının koordineli  çalışmasının önemine dikkat çeken Çoban, “Yine aynı şekilde belli periyotlarda test yapılması gereken Sakarya’mızı temsil eden tüm sporcularımıza ve Sakaryaspor futbolcularına kurumumuzda test yapılmaktadır. Pandemi sürecinin başından itibaren ihtiyaca binaen Sakarya ilindeki tüm sağlık çalışanlarının her alanda koordineli bir şekilde hizmet vererek salgının seyrinin kontrol altında tutulmasına ciddi katkılar sağladığını düşünmekteyim. Bu süreç boyunca toplum olarak birçok konuda fedakarlık yaptık ve yapmaya da devam etmekteyiz. Diş tedavilerinde de estetik kaygılar nedeniyle ihtiyaç duyulan ağız ve diş sağlığı hizmetlerine gereksiniminde azalması gerekiyordu ve öyle de oldu. Çünkü diş hekimliği mesleği, hem müracaat eden hastalar, hem de sağlık çalışanlarımız açısından Covid-19 virüsünün yayılma riskinin en yüksek olduğu alanların başında gelebilecek bir yer olduğu düşünülmekteydi” ifadelerine yer verdi.

‘FEDAKARCA GÖREV YAPTILAR’

Çoban, “Toplum sağlığını korumak için; virüsü tanıyana kadar Bakanlığımızın da talimatları ile sadece acil hizmetler kapsamında hizmet vererek, bu riski en düşük seviyede tutmayı başardık. Birbirimizle konuşmaktan dahi kaçındığımız günlerde ağız ve diş sağlığı ihtiyacına binaen acil hizmetler kapsamında sürekli hizmet vererek, kurumumuzda çalışan personellerimiz de fedakarca görev yapmışlardır.  Virüsü tanımlayıp, bulaş yollarını öğrendikten sonra gerekli olan kişisel koruyucu ekipmanları tedarik ederek kullanmaya başladık.  Daha önce her odada 3 diş hekimi aynı anda hizmet veriyorken, pandemi başladığı günden itibaren hem hasta, hem de çalışanlarımızı Covid-19 bulaş riskinden korumak için; her odada tek hekim çalışacak şekilde planlama yapılarak çalışmaya başladık” dedi.

‘EMPATİ DUYMAYA ÇALIŞTIK’

Pandemi hastanesinde gönüllü olarak PCR testi yapan Diş Hekimi Ebru İlbakan, “Pandemi hastanesine durumun farkında olarak, gönüllü olarak gittim. Pandemi döneminde sıkıntılı durumda olan insanlara bir şekilde yardımcı olmak istedik. İş yükü artan sağlık görevlisi arkadaşların iş yükünü bir nebze de olsa hafifletmek istediğimiz için gönüllü olduk. İlk başta hasta sayısı azdı, daha sonra çoğalmaya başladı. Bazen oturup nefes alacak, yemek yiyeceğimiz vakit olmadığı zamanlar oldu. Buna rağmen daha bir azimle çalıştık. İnsanlara empati duymaya çalıştık. O kadar yoğun çalışma ortamında bile yetemiyoruz hissiyatı yaşadık, daha fazla ne yapabiliriz durumunu düşündük. ‘Hasta mı olduk?’, ‘Evimize hastalık mı taşıdık?’ Bunları hiç düşünmeden daha fazla insanlara nasıl yardımcı olabiliriz diye düşündük” ifadelerini kullandı.

‘NORMAL YAŞAMAYI ÖZLEDİM’

İlbakan, “Sadece biz değil, bütün arkadaşlarımız da aynı düşüncelerdeydi. Yoğunluk çok fazlaydı. Sürekli virüsle temas halindeydik, ama korkularımızı, kaygılarımızı atıp hemen adapte olduk.  Görev başındayken birçok olay yaşadık. Bu olaylar bizleri çok duygulandırdı, ama unutamadığım bir olay; çok yaşlı bir teyze on yaşındaki torunu ile birlikte gelmiş, sürüntü aldık, işlemlerini yaptık. On yaşındaki çocuk o yaşlı teyze için koşturdu durdu. Yer olmayan durumlarda yaşlı insanların sıra beklemesi, bizleri çok etkiledi. Pandemi sürecinde en çok normal hayatı özledim. Normal yaşamayı özledim, insanların hasta olmadığı zamanı özledim” dedi.

‘İŞİMİZİ CANLA-BAŞLA YAPTIK’

Filyasyon ekibinden Sabiha Altınkaya, "Ben de diğer arkadaşlar gibi gönüllü olarak filyasyon ekibinde çalışmaya başladım. Tabii ki ilk başta bir tedirginliğim vardı. Bir yandan da hastalara yardım etme isteğim vardı. O yüzden de canla-başla severek yaptık işimizi. Beni en çok etkileyen olaylardan biri, yaşlı, tek başına yaşayan hastaların evlerine gittiğimiz zaman çok mutlu oluyorlardı. Mesela 80 yaşında bir teyze vardı; ilacı nasıl kullanacağını anlatıyoruz, anlamıyor. Bir yakını, çocukları da yokmuş, ona çok üzülmüştüm. Tek başına ne yapacak diye düşünmüştüm. Yakınını kaybeden insanların evine gittiğimiz zaman çok üzülüyordum. Bu süreçte bizler de sosyal yaşantımızda kısıtlamaya gittik. Aile büyüklerimizle pek fazla bir araya gelmedik. Sevdiklerimize sarılmayı, rahat rahat gezmeyi özledik. Mesleğimizi rahat bir şekilde yapmayı özledik” dedi.

‘BEN DE KORONAVİRÜS GEÇİRDİM’

Filyasyon ekibinden Ümmü Gülsüm Alp, "Ben de arkadaşlarım gibi gönüllü olarak filyasyon ekibinde çalışmaya başladım. İnsanlara, ekip arkadaşlarımıza nasıl faydalı olabilirim diye düşündüm ve elimden geleni yapmaya karar verdim. Ben de koronavirüs hastalığını geçirdim. Bu süreçte bir insanın ‘Nasılsın?’ demesinin ne kadar önemli olduğunu anladım. Ama birileri senin kapına, ‘Nasılsın?’ demek için, ‘Bir ihtiyacın var mı?’ demek için geliyor. Bu insana gerçekten iyi gelen bir duygu. Yapabilecek durumdayken bunu yaşamak istedim açıkçası. Benim en çok etkilendiğim olay; filyasyondayken bir hastayı aramıştık, eşi ağlayarak telefonu açtı. Bir saat önce eşinin hayatını kaybettiğini söyledi. Bu beni çok etkilemişti. Hastalık bittikten sonra ailemle bir araya gelmeyi çok özledim. Ananemin, büyükbabamın elini öpmeyi özledim. Eski, normal çalışma hayatımızı özledim” dedi.

Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi / İsmail Erken – Nazile Akarsu

Yorumlar (0)