banner2

banner1

banner22

Duruşma 25 Haziran'a ertelendi

Kocaeli’de 13 yıl önce kaybolan ve öldürüldüğü öne sürülen Meryem Tahnal’ın kızı Melike Tahnal'ın Ferizli ilçesinde öldürülmesine ilişkin 'Palu Ailesi' olarak bilinen davaya ilişkin ikinci duruşma görüldü. Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma mahkeme heyeti tarafından 25 Haziran’a ertelendi.

GÜNDEM 12.03.2021, 15:55 Editör: Aysima Kortak
banner48

Kamuoyunda 'Palu Ailesi' olarak bilinen sanıkların Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamasında öldürüldüğü iddia edilen Meryem Tahnal’ın kızı Melike Tahnal’ın da Sakarya’nın Ferizli ilçesinde öldürüldüğü öne sürülmüştü. İddia üzerine Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın ikinci duruşması bugün görüldü. Davada Meryem Tahnal’ın annesi ve Melike Tahnal’ın ise anneannesi Havva Palu, Meryem Tahral’ın kardeş Ayşe Palu ve Tuncer Ustael’in eşi Emine Ustael tutuklu oldukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlanırken, tanık olarak ise Kuşçaköyü’nde kaldıkları evin sahibi Mevlüt Gökçen dinlendi. 3 sanık ve 1 tanığın dinlenilmesinin ardından dava mahkeme heyetinin kararıyla 25 Haziran saat 14.00’e ertelendi.

BU OLAYI BAŞIMIZA KARDEŞLERİM VE YEĞENLERİM GETİRDİ

İlk olarak mahkeme heyeti tarafından dinlenen Meryem Tahnal’ın annesi ve Melike Tahnal’ın ise anneannesi Hava Palu, “Bizim bu duruma gelmemizin sorumlusu kardeşlerim Yusuf Şipşak, Emine Tahral ve yeğenlerim Emel ve Emrah’tır. Bu olayı başımıza kardeşlerim ve yeğenlerim getirdi. Bizim üzerimize cinleri musallat ettiler. Eniştem Tuncer ise bize yardım etmek için 2008 yılının Şubat ayında bize geldi ve birlikte yaşamaya başladık. Kardeşlerim ve yeğenlerim bize adamlarının olduğunu ve bizi öldüreceklerini söyleyince evden ayrılarak arabada yaşamaya başladık. Daha sonra kaldığımız evde Tuncer herkese ispirto verdi. Melike de ispirtoyu içince başı döndü ve baygınlık geçirdi. Tuncer ise bana Melike’nin öldüğünü söyledi. Biz bu sırada Ferizli Kuzca’da Mevlüt Gökçen’in evinde yaşıyorduk. Tuncer Melike’yi aldı götürdü. Nereye götürdüğünü bilmiyorum. Ben bir şey yapmadım. Melike’de Meryem’de bir yere gittiler ama nereye bilmiyorum. Bu olaylar bitince ikisi de gelecek. Allah istediğinde ölüyü canlandırır geri getirir. Ben beraatımı istiyorum. Arabada yaşadığımız süre arabayı Tuncer kullandı. Nereye gitmek istiyorsa oraya götürdü bizi. Evdeki sürede ise ayrı ayrı odalarda kalıyorduk ve bizi aç bıraktı. Sağlık düşünemedik. Tuncer çocukları dövüyordu, bizi aç bırakıyordu. Biz Kocaeli’de kendi evimizde yaşarken Tuncer bize cinlerin musallat olduğunu söyledi. Bize kuran ve dua okumamızı söyledi. Biz de bunu uyguluyorduk. Cinler sivrisinek şeklinde gözükerek sağa sola gidiyordu. Tuncer de cin gelmesin diye evin duvarlarını kırdı. Sonra da evi terk edip çıktık. Tuncer Melike’nin karnında cin var diyerek önce karnına tekme attı, sonra da ispirto içirdi” ifadelerini kullandı.

İÇİMİZDEN CİNLERİN ÇIKMASI VE ŞİFA BULMAMIZ İÇİN BİZE İSPİRTO İÇİRDİ

Kaybolan Meryem Tahral’ın kardeşi Ayşe Palu, “Babam hariç hepimiz aynı evde yaşıyorduk. Tuncer bize içimizde cin olduğunu söyledi. İçimizden cinlerin çıkması ve şifa bulmamız için bize ispirto içirdi. Hepimiz içtik. Bende içtim. Ben ispirto içinde başım döndü ve baygınlık geçirdim. Baygın olduğum için Melike’nin ispirto içtiğini görmedim. Melike’nin yanına gittiğimde ağzından köpük geliyordu. Annem Melike’yi yıkayıp bir bezle sardı. Biz de eniştem Tuncer’le birlikte nehir kenarında bulunan bir ağacın dibine gömdük. Bize cinler musallat olmuştu. Evde kapılar açılıp kapanıyordu. Cinler bizim üzerimize su atıyordu. Bu sebepten dolayı Kocaeli’nden ayrılarak Sakarya’nın ilçesi Ferizli Kuzca’daki eve gittik. Melikeyi ağacın dibine eniştem kazıp koydu. Gömdüğümüz yer mezarlık değil. Melike’nin karnına tekme vurulduğunu görmedim. Gördüğümde Melike yarı baygın ve ağzından sıvı geliyordu. Tuncer bizi ayı odalarda ve aç bıraktı. İstanbul’da kendi evinde yaşarken Tuncer beni 3 günde bir sebepsizce dövüyordu. Benim karnım şişmişti. Beni doktora götüreceğini söyleyerek bir boşluğa götürdü ve bana tecavüz etti” şeklinde konuştu.

İSPİRTO OLAYI OLMADI

2006 yılında babasının, kardeşinin eşi Ahmet Tahral’ı öldürdüğünü ve o tarihte eşi Tuncer Ustael ile birlikte İstanbul'da yaşadığını söyleyen Emine Ustael, “Babamın yakını Yusuf Şipşak bize annemi öldüreceğini söyleyerek tehdit ediyordu. Eşim Tuncer’le birlikte ben de anneme sahip çıkmak için annem ve Meryem’i yanımıza aldık. Meryem, Yusuf ile iletişim halindeydi, sürekli bizi onlara ispiyonluyordu. Baskıdan kurtulmak için Kocaeli’ye taşındık. Arabada yaşamaya başladık. Yusuf Şipşak bizi takip etti. Bir gece bir gece arabadan tuvaletini yapmak için ayrıldı. Bir daha da gelmedi. Daha sonra ise Kuşçaköyü’nde yaşamaya başladık. Annem ve Ayşe’nin ifadeleri gerçek değil. İspirto olayı olmadı. Ayşe ve annem bakı altında olduğu için yalan söylüyor. Ben gömmedim ve bu suçlamayı da kabul etmiyorum” dedi.

ADAPAZARI’NDA OTURUYORUM, SANIKLARI TANIMIYORUM

Duruşmaya tanık olarak katılan Mevlüt Gökçen, “Benim Kuzca’da bir evim var. Ben Adapazarı’nda oturuyorum. Ben sanıkları falan tanımam. Hangi tarihti hatırlamıyorum, kardeşim Selahattin Gökçen beni aradı. Gariban bir grubun evde oturacağını söyledi. Ben de izin verdim, kira da almadım” ifadelerini kullandı.

DURUŞMA ERTELENDİ

Tanıkların dinlenilmesi için talimat yazılmasına, HTS kayıtları için bilirkişi raporu alınmasına, Ayşe Palu'nun tutuklu bulunduğu cezaevinden alınarak Melike'yi gömdüklerini ifade ettiği yere götürülerek araştırılma yapılması ve sonucunun bildirilmesi için Ferizli Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılmasına, Ayşe ve Hava Palu'nun cezai ehliyetlerinin olup olmadığının araştırılması talebinin daha sonra değerlendirilmesine karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 25 Haziran'a erteledi.

Yorumlar (0)