banner2

banner1

banner22

Dava yarın devam edecek

Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası'nda 7 işçinin hayatını kaybettiği davanın ikinci duruşması Sakarya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 5’i tutuklu 7 sanığın yargılandığı davada 100’dan fazla müştekinin bulunduğu duruşma sona erdi. Dava yarın görülmeye devam edecek.

GÜNDEM 15.03.2021, 20:39 Editör: Gizem Demirsoy
banner48

DURUŞMA ERTELENDİ
Tutuklu olarak yargılanan İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı A.B.’nin alınan savunmasının ardından tutuksuz yargılanan A.Ç.’nin savunmasına geçildi. Savunma sırasında taraf avukatları ve müştekiler arasında yeniden sözlü tartışma yaşanırken A.Ç.’nin savunmasının yarısında mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Duruşmanın yarın devam etmesine karar verilirken dışarı çıkan müştekilerden bazıları sinir krizi geçirdi. Sanıkların ve sanık avukatlarının ifadelerinde kullandığı kelimelere sinirlenen müştekilerin avukatları ise çıkışta kısa bir açıklama yaptı.

“1 AY ÖNCE İSTİFA ETTİM”
Tutuklu yargılanan İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı A.B., savunmasında; “Fabrikada kısmi işe girişim yapıldı. Çin Mahallesi denilen üretim alanının iş güvenliği ve devlet denetim raporları yoktur. Pandemi sonrasında bakanlığı talimatıyla saha turuna çıkmadım, Mayıs ayında da istifa ettim. İstifam sonrasında yıllık izne çıkarıldım. Meslek hayatım boyunca hiçbir zaman eksik evrak yüzünden suçlama ve uyarı almadım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Patlama sonrasında ofisimden raporların olmadığı beyanı üzerine yanıma verilen jandarmalarla birlikte ofisime gidip belgeleri bulum savcılığa teslim ettim. Bu fabrika paylayıcı ve parlayıcı madde üzerine kurulu, iddia edildiği gibi gidip burayı ‘patlama riski var’ diye şikayet edemezsiniz. Burası gıda ya da tekstil fabrikası değil. Buradaki tehlike; çalışanların yanlarına fazla malzeme almalarıydı. Ben ve A. Hanım bu konuda defalarca uyarıda bulunduk. 2019 yılında müfettiş denetiminde ortaya çıkan sorunlara rağmen müfettişlerin çalışmasını durduramadığı ve eksikliklerin giderilmesi için 1 ay süre tanıdığı fabrikada benim İSG uzmanı olarak çalışmayı durdurma yetkim yoktur. Makinelerle ilgili aksaklıkları bildirdim ancak A.R.E.C. bana ‘siz ne anlarsınız?’ diye cevap verdi. Periyodik kontrollerin yapılması ya da yaptırılması benim sorumluluğumda değildi. Paylamayı öngördüğüm tüm belgelerde mevcuttur, Uzman olarak tüm sorumluluklarımı yerine getirdim. Hatta patlamadan 1 ay önce de fabrikadan istifa ettim. Bu olayda hiçbir kusurum yoktur. Çin Mahallesi zaten işverenim tarafından bana gösterilen sorumluluk alanında yer almamaktadır” dedi.

“BARUT YAPIMINI DENİYORDUK”

Patlamada kolunu kaybeden ve gözünden yaralanan ve tutuksuz olarak yargılanan A.Ç., “Hayatını kaybeden arkadaşlarıma Allahtan rahmet diliyorum. Fabrikada çalışmaya başladım sonra askere gitmeye karar verdim 6 aylık askerlik sonrasında fabrikada işime devam ettim. A.R.E.C. Bey sorumlu müdür olma konusunda bana iş tekliflinde bulundu, ben ilk başta bunu istemedim ama şöyle bir şey var biz işçi olarak çalışıyoruz. Bir terfi oluyor, bende bunu sonrasında kabul ettim. Çin mahallesinde bir usta vardı, kendisiyle 6 yıl çalıştım. Bana, ‘Bu işi öğren, Çinliden sonra onun yerine sen geç’ dediler ama Çinli bunu hiçbir zaman kabul etmedi. Bazı işlerde püf noktalar vardır, bundan dolayı bana işin inceliklerini öğretmedi. Çin Mahallesindeki işlerden bahsetti. Çinli usta kendi yılbaşı için 15 gün Çin’e giderdi ve dönerdi. Pandemi olduğundan dolayı dönemedi. Ben çalışanlara hiçbir zaman baskı yapmadım. Keşke ölmemiş olsalardı ve burada olup konuşsalardı. Diğer bölümlerde kişi sayısına göre malzeme üretilirdi ama benim bölümümde öyle bir şey yoktu. İşçileri Çin mahallesinde çalışma sebebi ise rahattı, pisti ama rahattı. Molalarının saatleri fazlaydı. Herkes sorumlu olarak beni gösteriyor ama ben sorumlu değildim, oranın sorumlusu Çinliydi. Ben sadece yanında asistan gibi dolaşıyordum, arada işçileri yönlendiriyordum. Yapmamamız gerek bir şey yaptık o kağıdın altına imza attık. Ünvanı güzeldi, Türkiye’de tek olan havai fişek fabrikasının sorumlu müdürüsünüz. Ben hayatım boyunca iyi insan olmaya çalıştım ve doğruları söylemeye çalıştım. H.A.V. her zaman bizim üstümüzde oldu. İzinli olduğum gün beni işe çağırdılar deneme amaçlı barut yapacağımızı söylediler. Misket barutu yaptık denendi ama çok başarılı olmadı. Çin’den gelen makinelerle barut yaptık. Kükürt yerine bildiğimiz suyla barut yapılıyordu ve bunu Çinli yapıyordu. Neden su kullanıyoruz dediğimde; ‘kükürt olsaydı patlama riski daha çok olur bu nedenle suyla yapacağız tehlike riski az ve işveren barut yaptırmak istiyor’ dedi. Kömür ve sudan barut yaptık. Bazen iki haftada bir barut yapıyorduk. 3- 4 ton barut yapmışızdır. Bana barut yapmamı söylediler. Bana; ‘Çinli, bir arkadaşımıza göstermişti o öğrendiği kadarıyla yapsın’ dediler, bende; ‘hayır buna izin vermem yaptırmam’ dedim. Bende mağdurum görüyorsunuz halimi. Adalet geçte olsa görecektir suçsuz olduğumu. Ben adalete güveniyorum. Denetlenmeye gelindiği zamanlarda hiç bir zaman Çin Mahallesi gösterilmedi. Ben 6 yıl Çin Mahallesinde görev yaptım ve hiçbir zaman denetlemeci görmedim” dedi.

SİNİR KRİZİ GEÇİRDİLER

Bu ifadeler sonrasında taraf avukatları ve müştekiler arasında çıkan sözlü tartışma nedeniyle mahkeme başkanı duruşmaya yarın devam etmek üzere ara verdi. Bu sırada salondan çıkan müştekilerin bazıları sinir krizi geçirerek fenalaştı. Mahkeme sonrası açıklama yapan Avukat Can Atalay, “İçeride olanın bitenin yalnızca bir bölümünü görüntüleyebildiniz. İçerideki insafsızlığa, içerideki tek değer para bilişe, içerideki işçi canını önemsemeyişe, bunun yüzünden tutuklu oluşa şaşırılışa ve her fırsatta işçileri ve aileleri hakir görüşe kameralarınızla şahit olamadınız. Kulaklarımıza inanamadık. Bu avukatlar burada Türkiye’nin umudu oluyorlar. Türkiye’de ekmeğini kazanırken ölen insanlar için adalet yoksa kimse için adalet yok. Burası patlayıcıyla çalışılan bir fabrika ve insanları köle gibi çalıştırmışlar. Her türlü yalan içeride tekrar söylendi. 2’si tutuklu 3 tane mühendis olanı olduğu gibi anlatmaya çalıştılar ama geri kalanı her türlü utanmazlığı yaptı” ifadelerini kullandı.

“ACILARIMIZI YENİDEN YAŞADIK”

Can Atalay’dan sonra konuşan Avukat Gülşen Uzuner, “Bugün yeniden acılarımızı yaşadık. Gerçekten bugüne kadar nasıl bu kadar az insan öldüğünü anlattılar bize. Hayatını kaybetmekten tesadüfen kurtulmuş bütün işçi arkadaşlarımızla tüylerimiz diken ola ola dinledik. Hep birlikte yeniden nasıl önleyebilirdik diye konuştuk ama onlar 3 işçi ölsün, 5 işçi ölsün, 7 işçi ölsün diye konuştular. Onlar 7 işçinin ölümünü tercih ettiler ve ailelerimiz bunu salonda dinlediler. Aileler buna iyi dayandılar. Biz şunu tekrar söylüyoruz, bu bir cinayet dosyasıdır. Olası kasıtla işlenmiş ve hesabını kimsenin soramayacağını düşündükleri garibanların dosyasıdır. Buna sahip çıkacağız. Biz bir daha bu acıyı kimse yaşamasın istiyoruz” dedi.

“BURADAN MUTLU AYRILACAĞIZ”

Adalete güvediklerini belirten Müşteki Hatun Tepeçınar, “Çok zor saatler geçirdik. Hemen onların arkasında oturuyordum ve kendilerini kaf dağında hissetmelerini gördüm. Paralarıyla her yeri satın alabileceklerini düşünmelerini gördüm ama Allah razı olsun 3 kişi onların gardını yere düşürdü. Bu davanın sonunda bunlara en büyük cezaları aldırana kadar peşinde olacağız. Hep beraberiz, ağlayacağız bağıracağız ama mutlu ayrılacağız buradan” şeklinde konuştu.

Yorumlar (0)