banner2

banner1

06.11.2020, 14:04

GÜLMEKTEN ÖLMEK!..

Ölümün,
Kim için,
Ne zaman ve hangi sebeplerle geleceğini bilemeyiz elbet.
Hangi coğrafyada yaşıyor olursa olsun insan,
Nerede nefes alırsa alsın,
Kimse,
Hiç kimse bilemez sonuna sebep olacak durumu.
Bu konu,
Elbette çok derin
ama bizim memlekette konu daha bir dipsiz kuyu,
Daha bir bilinmez sanki.
...
Yolda giderken,
Takılması unutulmuş bir mazgal da olabilir sonumuz,
Açılıp kapatılmamış derin bir çukur da.
Ekmeğimizi aradığımız,
Ellerimizle kazıya kazıya ekmeğimizi bulmaya çalıştığımız maden ocağı da bir son bizim için,
Denetimden denetime,
Göstermelik,
Günübirlik önlemlerin alındığı bir fabrikada,
Geriye kalan 364 günde de çalışıyor olmak da.
Hava almak için çıktığımız balkonumuzda,
Bir maganda kurşunu da ölüm bizim için,
Aklı ile kalbi arasında bağlantısı tamamen kopmuş,
"Çok seviyordum..." cümlesi ile kendisini haklı bulmuş sevimsiz bir sevda da.
Uçkuru ile bir türlü hesaplaşamamış bir sapkının,
Bir türlü sahip çıkamadığı nefsinin kurbanı da olabiliriz günün birinde,
Tesadüfen oradan geçiyorken,
Üstelik de hiçbir sebep yokken,
Birilerinin sırf can sıkıntısıyla savurduğu bıçağının adresi de.
İbresiyle yarış halinde bir hız tutkununun,
Tuttuğu direksiyonunun kaybolmuş hakimiyetinin bedenimizle buluşması da mezara giden yol bizim için,
Birilerinin,
Kendince doğru kabul edip ürettiği zehir gıdaları tüketerek,
Yavaş yavaş sona gitmek de.
Bir meydanın ortasında,
Üzerindeki onlarca patlayıcıyı patlatan bir terörist de alabilir hayattan bizi,
Daha da çok para,
Daha büyük güçler uğruna savaş veren büyük büyüklerin açtığı bir savaş da.
Kendi kesesi,
Kendi keyfi,
Kendi sefası için başka canların canını göçük altında koymaya razı gelebilmiş,
Bizim aklımızın dahi alamadığını,
Kalbine,
Vicdanına sığdırabilmiş, Çapsız bir müteahhitin diktiği bina son nefesimize sebeptir belki, 

Ya da sırf geniş geniş dükkânları olsun diye,
Koca koca binaların can damarlarını kesebilen dükkân sahipleri,
Veya üç beş kuruş uğruna tüm bunlara göz ve gönül kapayabilen yetkililer belki.
Güle oynaya çıktığımız, Sıradan bir tren seferinde,
Nasıl bir ihmal,
Ne denli bir öngörüsüzlük hakimse artık,
Aşırı yağış nedeniyle, 

Toprak boşalması sonucu raydan çıkan vagonlar da olabilir ölüm davetiyemiz,
Bir sel suyuna kapılıp gitmek de tabi.

Belki ekonomik kaygılar getirecek sonumuzu,
Belki bu,
Belki bundan sonraki bir başka salgın,
Belki de bunca saçmalık ortasında içimizde yer edinip her geçen gün dağ dağ büyüyen kahır bilemeyiz ki.

Ama gerçekten de tüm bunları,

Yalnızca kadere bağlayabilmek doğru mu peki!!!

...
Bir çok konuda,
Belirsizlikler,
Bilinmezlikler üzerine kurulu şu düzende,
Bizim için belli olan tek şey var gibi;
Yaşadığımız her felâket,
Her olumsuz durum,
Her acı son sonrası, Bedenimizden parça parça giden canımız ve
"GÜLMEKTEN ÖLEMEYECEĞİMİZ" asla milletçe .
Yüreklerimizdeki gülücükleri bizden alanlar,
Bizi sarartıp yaprak yaprak dökmeyi başaranlar,
Sizleri de ettik artık Allah' a havale.

Yorumlar (0)