banner2

banner1

08.03.2020, 22:19

GÖREVLER PAYLAŞTIKÇA GÜZEL

Görevler. Hayati olanlar ve olmayanlar. Hemen yapılması gerekenler ve ertelenebilecekler. Rutinin bir parçası.

Ev işleri, hayatımızın akışında önemli bir yer tutar. Çamaşırlar yıkanmalıdır, kırışanlar ütülenmeli, yere dökülen kırıntılar süpürülmeli, etrafta hiç toz kalmamalı, bunlardan en önemlisi de en az iki çeşit yemek yapılmalıdır. Bu işlerin yaplışını zihnimizde tasvir ederken gözümüzün önünde beliren kadın kimdir peki? Annemiz mi, biz mi, en yakın arkadaşımız mı? 

Sıva ustası dendiğinde gözümüzün önünde bir erkeğin canlanmasının garip gelmemesi gibi, ev işlerinde de kadını düşünmek aslında olağan bir durumdur. Dünyadaki yaygın düzenin bu şekilde oluşunun yanı sıra yıllar boyunca reklamlarda kadınlara en uygun hediyelerin küçük ev aletleri, deterjan, kap kacak olduğunu gördükçe ev işi yapan kadın görüntüsü zihinlere iyice yerleşmiştir. Görseller kalıcıdır. Kolay kolay silinmez. Reklamlar da iz bırakır ve toplumun şekillenmesinde önemli bir rol oynar.

Dün izlediğim bir takım elbise markasının reklamı kadının algılarımızdaki yeri konusundaki değişmenin biraz daha olumlu olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Markada, ceketin yıkama talimatlarının olduğu etikete bir de minik "= (eşittir)" işareti  eklemişti. Bu, çamaşırı yıkamanın sadece kadının görevi olmadığını ifade eden önemli bir sembol ve bundan sonraki tüm etiketlerde de yer alacak. Bu küçük ama anlamı büyük ekleme, son yıllarda kadınlar günü, anneler günü gibi özel günlerde yapılan reklamların içeriğindeki değişmelerin toplum zihniyetini ne derece yansıttığına güzel bir örnek. Artık kadın-erkek eşitliği kadınlara bahşedilmiş bir lütuf olmaktan çıkıp hayatın doğal akışı haline gelmeye başlıyor. Kadınlar "Erkektir, yapar" düşüncesinden sıyrılıp aynı evde benzer koşullarda yaşayan iki kişinin benzer sorumluluklara sahip oluşunu normalleştiriyor. Erkekler de bu değişime olabildiğince uyum sağlıyor.

Bu değişimin olumsuz getirileri de yok değil tabi. Hiçbir değişim sancısız gerçekleşmez. Eşitliğin vurgulandığı şu sıralarda özellikle de 8 martta kadınlara yönelik anlamsız bir yüceltmenin yapılması meseleyi gerçekçi olmaktan çıkarıyor. İnsan cinsiyetini seçemez (Yani genel anlamda). Haliyle kadın olarak doğmuş olmak ayrıca bir gurur duyma, övünme sebebi olamaz. Kadın olduğu için mutlu olan birini anlarım da (gerçi pek rastlanmayan bir durum) bunu her yerde sürekli vurgulamak, erkekleri ezmeye çalışmak konunun özünden sapılmasına yol açıyor ve iki cinsiyeti kutuplaştırıyor. Bu eve de yansıyor. Erkek, kadından evle ilgili basit bir şey yapmasını istediğinde "Biz evde eşitiz, sen benden bunu isteyemezsin. Sen de yapacaksın!" gibi çıkışmalar yaşanıyor. Bir önceki paragrafta bahsettiğim "benzer koşullarda yaşayan kişilerin benzer görevlere sahip oluşu" ifadesi aslında tam da bu duruma dikkat çekmek içindi. Zaman içerisinde koşullar değişebilir. Kadın da çalışıyorsa o haftası çok yoğun geçebilir, o hafta işleri çoğunlukla erkeğin yapması olağan bir davranıştır. Özellikle "kadına yardım etmesi gerekir" ifadesini kullanmaktan kaçındım, çünkü erkeğin ev işi yapması kendi hayatını sürdürmesi için gereklidir ve bunu yaparak kadına bir iyilikte bulunmuş olmaz. Ev iki kişi tarafından kirletilmişse mantıken sorumluluk ikisinindir. Aynı şekilde erkeğin yoğun, yorgun veya hasta olduğu durumda işlerin kadına kalması tepkiyle karşılanmamalıdır. Birlikte bir hayat paylaşılıyorsa bunların her zaman yaşanma olasılığı vardır. Gözlemlediğim kadarıyla insanlar iki taraf için de uygun olan düzeni kurma konusunda gün geçtikçe biraz daha bilinçlenmekte.

Tabi bunların hepsi daha başlangıç. Kadın-erkek eşitliği konusunda ülkecek alınacak daha çok yolumuz olsa da, bir yerlerden başladığımıza şahit olmak biraz olsun umut verici.

Yorumlar (0)