Prof. Dr. Osman Bektaş, Adalar Fay Zonu’nda yoğun mikrodeprem aktivitesi yaşandığına dikkat çekti.1963 yılında bölgede meydana gelen 6,3-6,4 büyüklüğündeki depremi hatırlatan Bektaş, aynı fay zonunun bugün yeniden küçük depremler üretmesinin doğrudan “büyük deprem geliyor” anlamına gelmediğini belirtti.Bektaş buna karşın, 1963’te kırıldığı değerlendirilen Adalar Fayı’nın 6 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyelinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.Bektaş, bölgedeki mikrodepremlerle ilgili asıl yanıtlanması gereken sorunun, hareketliliğin gerilim birikimine mi yoksa fayın derin kesimlerinde gerçekleşen yavaş hareketlerle enerji boşalmasına mı işaret ettiği olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise Büyükada çevresinde meydana gelen mikrodepremlerin tek başına büyük bir deprem beklentisinin göstergesi olmadığını savundu.Üşümezsoy, ana fay hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını ve Adalar Fayı’ndan yıkıcı büyüklükte bir deprem beklemediğini söyledi.Üşümezsoy’a göre son depremler doğrudan Adalar Fayı üzerinde değil, ana fay sistemini farklı yönlerde kesen daha küçük fay segmentlerinde meydana geliyor.Bu hareketliliğin bölgede daha önce biriken stresin küçük çaplı olarak boşalması şeklinde değerlendirilebileceğini belirten Üşümezsoy, benzer küçük depremlerin 1999 Marmara Depremi sonrasında da kaydedildiğini hatırlattı.

Bölgedeki mikrodeprem hareketliliğinin büyük bir depremin kesin habercisi olduğuna yönelik bilimsel bir veri bulunmazken, uzmanların Adalar Fayı’nın deprem potansiyeline ilişkin değerlendirmeleri farklılık gösteriyor.

Yorumlar