EYT düzenlemesi, 8 Eylül 1999 ve öncesinde sigortalı olanları kapsayarak yaş şartını tamamen kaldırmıştı. Bu kapsamda SSK (4A) sigortalıları, işe giriş tarihlerine göre 5 bin ila 5 bin 975 prim gününü tamamladıklarında yaş beklemeden emekli olabildi. Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında ise kadınlar 7 bin 200, erkekler 9 bin prim gününü doldurduklarında yine yaş şartı aranmaksızın emeklilik hakkı elde etti.
Ancak 9 Eylül 1999 sonrası sigortalı olanlar için sistem köklü biçimde değişti. Bu tarihten sonra kadınlar için 58, erkekler için ise 60 yaş şartı getirildi. Bir gün farkla ortaya çıkan bu keskin geçiş, yıllardır süren tartışmaların temelini oluşturuyor.
1 Mayıs 2008 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme ile emeklilik sistemi bir kez daha değişti. Bu dönemde yaş şartı kademeli olarak artırılarak 65 yaşa kadar çıkarıldı. Kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaşla başlayan süreç, yıllar içinde yükseltilerek daha uzun bir çalışma süresi öngörüldü. Bu değişiklikte ani bir geçiş yerine planlı bir kademelendirme tercih edildi.
EYT sonrası en büyük tepkiyi gösteren kesim, 1999–2008 arası sigortalılar oldu. Bu grup, ani yaş artışının yarattığı mağduriyetin giderilmesi için kademeli bir geçiş modeli talep ediyor. Kamuoyunda bu yönde güçlü bir beklenti oluşmasına rağmen, şu ana kadar resmi bir düzenleme açıklanmış değil.
Sosyal güvenlik uzmanı Özgür Erdursun, kademeli emekliliğin mümkün olduğunu ancak belirli ilkeler çerçevesinde hazırlanması gerektiğini vurguluyor. Erdursun’a göre olası bir düzenlemede:
EYT kapsamına girenlerin hakları korunmalı,
Ani yaş sıçraması daha dengeli hale getirilmeli,
Erken emekliliği teşvik eden bir yapıdan kaçınılmalı,
Maliyet hesapları şeffaf şekilde ortaya konulmalı,
2008 sonrası sigortalılar için yeni bir mağduriyet yaratılmamalı,
Geçiş süreci sade ve anlaşılır olmalı.