banner2

banner1

02.08.2020, 09:03

FIRSATIN EŞİTLİĞİ!..

Her bayram,

Çocukları düşünürüm ben en çok.

Bayramlar aynı bayramlar da,

Aynı bayramları karşılayan çocukların hayatları başka başka.

Koşulları,

Şartları,

İmkanları,

Maruz kaldıkları,

Sahip oldukları,

Sahip olamadıkları,

Her biri için bambaşka.

İşin teselli veren tek yanıysa;

Şartlar ne olursa olsun,

Çocukların yüreklerindeki o değişmeyen çocukça sevinçleri,

Heyecanları,

Yaşamları ne kadar zor olursa olsun,

Onları hayatın dallarına sıkı sıkı tutunduran tazecik tazecik umutları...

...

Bir öğretmen çocuğuyum ben.

1981' den 1990 yılına kadar,

Köy köy,

Kasaba kasaba,

Ailece gezdik hep biz babamın görev nedeniyle oradan oraya.

90 yılının 10 Kasım'ında geldik,

Taşı toprağı altın efsanesine kapılıp da İstanbul' a.

İlkokul 4. sınıftan itibaren,

Ortaokul,

Lise,

Hepsini İstanbul' da okudum ben.

...

O yıllarda,

Öyle özel okul,

Özel hastane,

Özel güvenlik gibi kavramlar çok yaygınlaşmamıştı henüz daha.

Biz aynı mahallede,

Doktor Ali Amcanın kızı,

Öğretmen Ayşe Hanımın oğlu,

Bakkal Osman Dedenin torunu,

Apartman görevlisi Kadir Ağabeyin yeğeni,

Marangoz Hasan Emminin çocukları ve daha niceleri...

Hepimiz aynı okulda,

Hatta aynı sınıflarda,

Hatta ve hatta aynı sıralarda yan yana okuduk.

Yoktu öyle,

"Parası olanlar şuraya,

Parası olmayanlar buraya" diye bir insan ayrımı.

Çocuktuk hepimiz nihayetinde,

Çocukluktuk.

İnsandık en başta da.

Niye ayrılacaktık ki!

...

Evet,

Sınıf mevcutlarımız biraz fazlaydı belki ama benzerdi hemen hemen her yerde,

Hepimizin kaderi.

Bizler,

Eşit şartlar altında eğitildik,

Eşit şartlarda öğretildik,

Bizler eşitliği,

İşte o sınıflarda,

Bizzat yaşayarak öğrendik.

...

Hasta olunca,

Bir yanımız ağrıyınca,

Hepimiz ya sağlık ocağına giderdik,

Ya da evimize en yakın devlet hastanesine.

Evet sıraya girerdik,

Saatlerce de beklerdik belki ama eşittik hepimiz,

Beklerdik eşit şartlar altında.

Aynı ya da benzer durumlar sonucu hasta olur,

Yine aynı şartlarda,

Benzer yöntemlerle tedavi edilirdik.

"Parası olan en iyi hastanede,

En iyi doktorlara gidiyor" algısı hiç yoktu aramızda.

Yoktu,

Çünkü en iyi doktorlar zaten devlet hastanelerinde ya da üniversite hastanelerindeydi zaten.

Özel hastaneler,

Basıp da parasını,

Satın alamamıştı henüz doktorların hipokrat yeminlerini.

...

Bizim mahallede herkes birbirini korur,

Birbirini kollardı.

Mahallenin tüm yetişkinleri zaten güvenceydi çocuklar için yaklaşımlarıyla.

Öyle kapıda özel güvenlik,

Kapısındaki güvenlikle kendini daha güvende hisseden arkadaşlarımız da hiç olmadı bizim.

Hepimiz aynı şartlar altında,

Gecenin bir vaktine kadar sokaklarda oynar,

Aynı şartlarla evlerimize geri dönerdik.

...

Aynı mahallede,

Aynı mahalle bakkalına giderdik sonra hepimiz.

Gelir düzeyi A olanlar şu marketten alış veriş eder,

B düzeyi olanlar bu bu bu marketlerden diye bir durum da söz konusu olmazdı.

"Biri yer biri bakar,

Kıyamet ondan kopar" anlayışıyla,

Küçücük akıllarımızla bile,

Koparmazdık biz hiç o kıyametleri aramızda.

Çünkü,

O gün parası olan kim varsa,

Alırdı meybuzları,

Dağıtırdı tüm mahalle arkadaşlarına.

Yani biz,

Cenneti yaşardık hep birlikte,

Birlik içinde olup da kendi dünyamızda.

...

Sonra herkes,

Hepimiz,

Tüm apartman,

Tüm sokak,

Tüm mahalle,

Tüm semt,

Tüm şehir,

Tüm millet,

Bütün bayramlarımıza sahip çıkar,

Bütün bayramlarımıza eşit mesafede dururduk.

"Dini Bayramlar bizim,

Milli Bayramlar onların" gibi bir anlayış,

Bir ayrım hiç bilmezdik ki biz.

Örtüneni örtünmeyeni,

Oruç tutanı tutmayanı,

İnananı inanmayanı,

Birbirimizi yargılamadan,

Yermeden,

Bayramları birlik günleri bilirdik hepimiz.

Milli bayramlarda,

Bayraklar elimizde,

Coşkumuz yüreklerimizde,

Ata' ya minnetimizle bir olup göğsümüzü gere gere yürürdük sokaklarda.

Dini Bayramlarda,

Konu komşu ayırt etmez,

Kimsenin giyim kuşamıyla ilgilenmez,

O partili,

Bu partili demez,

Büyük küçük saygıyla bir araya gelip de bayramlaşırdık biz.

...

Zamanla ayırdılar insanları bu kadar!

Zamanla koydular aralara onca mesafeyi!

Yavaş yavaş sınıflandı maalesef insanlar.

Daha,

Neyin neden olduğunu bile anlayamadan,

Parçalandılar,

Bölündüler,

Ufalandılar insanlar.

Ufacık ufacık kitleler, Büyükçe büyükçe,

Kocaman kocaman paylar alırken hesaplardan,

Açlık,

Yoksulluk sınırında olan çok daha büyük kesimler,

Mahkum bırakıldılar, Yokluğun ortasında gelen bir kaç paket makarnaya.

Eşitliği,

"Kendimizden" diye tabir ettiklerine sağladılar bir takım insanlar yalnızca.

Neyi unuttular ama biliyor musunuz bu dünyanın albenisine kapılanlar!!!

Bir gün hepimizin,

Şu birlikte bastığımız topraklar altında yaşayacağımız gerçek eşitliği...

...

"İnsanoğlu olarak, eşit şartlarda yaşayabilmek, fırsatları bireysel değil toplumsal olarak değerlendirebilmek, her çocuğa eşit şartlar altında bayram sevinci sunabilmek dileğiyle..."

Yorumlar (2)
Gürhan Yaşar Çıplak 7 ay önce
Bir an geçmişe döndüm sanki.
Özge GÜNAK AKGÜL 7 ay önce
Öncelikle çok teşekkür ederim bu kıymetli yorumunuz için. Ne mutlu o halde benim adıma; bir nebze geçmişe götürebilip sizi, size kendinizi buldurabildiysem şayet Gürhan Yaşar Çıplak. Şimdi de hep birlikte, bulunduğu yeri cennete çeviren çocuklar yetiştirebilmek dileğiyle. Sevgi ve Saygılarımla...