banner2

banner1

banner22

İşçiler felaketin geleceğini söylemiş

Hendek İlçesinde bulunan bir havai fişek fabrikasında 3 Temmuz 2020’de meydana gelen 7 kişinin hayatını kaybettiği, 127 kişinin ise yaralandığı patlamayla ilgili açılan davanın başlayan ikinci duruşmasında; patlamada yaralanan işçilerin felaketin geleceğini söyledikleri belirtildi.

Ferizli 15.03.2021, 14:06 Editör: Aysima Kortak
banner48

Ferizli ilçesinde inşa edilen Sakarya Ağır Ceza Mahkemeleri Duruşma Salonu’nda görülen ikinci duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve tarafların avukatları ile Cumhuriyet Halk Partisi  Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş katıldı. Duruşma öncesi bazı müştekiler ve yakınlarının sanıklara tepki göstermesi üzerine mahkeme başkanı disiplinin bozulmaması konusunda uyarılarda bulundu. Kimlik tespiti yapılmasıyla başlayan duruşmaya SEGBİS sisteminde yaşanan teknik sorun nedeniyle 2 kez ara verildi. Sorunun giderilmesiyle duruşma yeniden başladı.

UYARILARA NEDEN KULAK ASMADILAR? 

Duruşmaya müşteki sıfatıyla katılan fabrika işçileri sorumluların cezalandırılmasını istedi. Yaşanan patlama sırasında fabrikanın muska üretimi bölümünde çalışan ve patlama nedeniyle vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan üç yıllık fabrika işçisi Suzan Deniz şunları söyledi “Ben olayla ilgili sorumluların cezalandırılmasını istiyorum çünkü bile bile yaptılar bunu. Göz göre göre gelen bir şeydi bu, bizi bile bile ölüme yolladılar. Arkadaşlarımızın birçoğu yetkilileri 15 gün önceden uyardı. Bu maddeler kokuyor, kızışıyor, koliler şişiyor dediler ama kimsenin umurunda bile olmadı. Kadına ‘Sen deli misin’ dediler aşağıladılar. Bir de üstüne kolilerde bulunan malzemeleri güneşe serdiler kurusun diye kuruduktan sonra tekrar kolilere koyup tekrar depolara koydular. Malların kızıştığını işçilerin sana söylüyor, bu işçi 15 seneden beri orada çalışıyor bir şey bilmezse bunu sana söylemez. Bu uyarılara neden kulak asmadılar?  Bunları alıp imha etseydiler, kızışan malları götürüp başka bir yerde patlatsaydılar bu böyle olmazdı”

“ARKADAŞLARIMIZIN UYARILARINI DİKKATE ALSAYDILAR BU KADAR CAN YANMAYACAKTI”

Fabrikada üretimin devam ettiği fakat pandemi nedeniyle satış olmadığı için depoların tamamen dolu olduğunu ifade eden Suzan Deniz, “Olayın yaşandığı dönemde bütün depolar doluydu. Pandemi boyunca biz kronik rahatsızlığı olanlar izne çıktı daha sonra mal yetişecek diye bizi çağırdılar. Bir ay çalıştık ve daha sonra bu patlama oldu. Olay anında ben muska bölümünde çalışıyordum. O anda bir ses geldi ve gümledi. Çatı komple üzerimize yıkıldı, oturduğum sandalyemle birlikte 5-6 metre ileriye attı. Kalkamadım devamlı patlamalar devam ediyordu. Buraya kadarmış dedim salavat çekmeye başladım daha sonra içimden gelen bir güç ile sürünerek çıktım. Kafamdan ve kolumdan yaralanmıştım çıktığım zaman. Dışarıya çıktığımda gökyüzünden demirler yağıyordu. Dışarıya çıktıktan hemen sonra benim olduğum bölüm alev aldı. Oradan kaçmak istedim çünkü depolara sıçradı, bir ağacın altına girdim daha sonra köylüler gelerek bizi kurtardı. Yanımızda bazı arkadaşlarımızın dizi, gözü, kulağı her yeri kan içerisindeydi kan kaybından rengi değişmişti daha sonra hastaneye gittik. Arkadaşlarımızın uyarılarına birazcık kulak assaydılar bunların hiçbiri olmayacaktı. Bu kadar can yanmayacaktı” dedi.

“ARKAMA BAKTIĞIMDA CEHENNEMİ GÖRDÜM”

Patlamadan yaralı olarak kurtulan 6 yıllık fabrika işçisi Aysel Algün, psikolojisinin olumsuz etkilendiğini ifade ederek şunları söyledi: O günden aklımda üzüntü, stres, korku ve panik kaldı. Anlık bir şey olduğu zaman bile ben kaçıyorum. Geçen evimizin yanında ufak bir patlama oldu orada bile çığlık çığlığa kaçmaya çalıştım, çok büyük bir korku kaldı içimde. Ben patlama anında dışarıda malları kurutuyordum yanımdan bir alev çıktı ne olduğunu anlamadan patladık zaten. İlk patlamanın şiddetiyle ben savrulmuşum nasıl olduğunu hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde sağ omzum kırılmıştı daha sonra kaçarken fabrika sahibi Yaşar Coşkun’u gördüm. ‘Yaşar Bey çok güzel kuruttuk gördünüz mü?’ dedim. Daha sonra arkama dönüp bir baktığımda cehennemi gördüm. Fabrika cehennem gibi yanıyordu. Ben pandemi nedeniyle 2 ay çalışmamıştım. Stokların çok üzerinde bir depolanma olduğunu gördüm. Depolar çok doluydu, üretilen hiçbir malzeme dışarıya çıkmıyordu. Önceden kamyonlarla gönderiyorduk ama o dönem hiç mal göndermemiştik Kosova’dan sipariş bekliyorlardı, o nedenle ne kadar fazla üretim yaparsak onlar için o kadar iyiydi”

Yorumlar (0)