banner2

banner1

21.07.2020, 00:36

EMNİYETİN KEMERİ!..

Sene 2014...
Yanlış hatırlamıyorsam eğer,
Ekim ya da Kasım gibiydi.
O dönem bir laboratuvarda çalışıyordum.
Ata ve Asya,
Bir yaşlarına girmek üzereydiler.
Daha çok yeniydi yani,
Doğum sonrası onları evde bırakarak işe gidip gelmelerim.
Aynı yollardan yürümüş her çalışan anne gibi,
Mesai bitimindeki tek hedefim,
Eve,
Çocuklarıma varmaktı sağ salim.
...
Her zaman,
Arabaya biner binmez,
Daha kontağı çevirmeden yaptığım ilk şeydir eminiyet kemerimi bağlamak.
Yine öyle oldu o gün de;
Arabaya bindim,
Kemerimi bağladım ve düştüm yavrulara giden yollara.
Daha çok geçmemişti ki üzerinden,
Belki beş,
Belki altıncı dakika...
Bir kavşağa girmek üzereydim ve kavşak öncesi kasis vardı yolda.
Dolayısıyla da yavaşlamıştım bile çoktan.
Birinci viteste daha kavşak içerisindeyken,
Koptu bir kıyamet ki nasıl kıyamet!!!
Kulaklarımla buluşan o delirten ses,
Göz gözü görmez kılan bir toz bulutu,
Kalbimi bedenimden ayırdığını düşündüğüm kocaman bir korkuyla savruldum önce öne,
Sonra arkaya.
Hayat, bir film şeridi gibi geçemedi gözümün önünden o an.
Çünkü aklımda da,
Fikrimde de,
Gözümde de,
Her yerde,
Her saniyemde Asya ve Ata vardı sadece.
Bana bir şey olduysa şayet,
Onlar ne yapacaktı diye!
...
Biraz sonra,
Araba yavaşlayıp durduğunda,
Sol tarafımdan kapı açıldı ve bir el uzandı bana doğru hızlıca.
Çekip aldı arabadan bedenimi hemen ama ruhum kim bilir nerelerdeydi o dakikalarda!
Kolumdan tutup bir kaldırım taşına oturttu beni hiç bilmediğim başka biri.
Vücudumun her noktası titriyordu.
Ne olduğunu anlamaya çalışırken,
Başımı kaldırıp da olay yerine baktığımda,
Kullandığım arabanın pert olduğunu,
Bana çarpan kamyonetin de yan yattığını gördü gözlerim.
Eminim ki o vakit,
O sahnenin ortasında,
Kocaman kocaman olmuştu yaşadıklarımdan dolayı gözbebeklerim.
Gördüklerimden sonra,
Başka bir korku,
Bambaşka bir heyecan daha düştü içime;
Ben yaşıyordum büyük ihtimalle de,
Ya o araçtakiler ne durumdaydı acaba!
...
İnsanların ses tellerinden kulağıma ulaşan konuşmalar,
Merakına yenik düşmüş gözler,
Olup biteni anlamaya çalışanlar...
Etraf, tanımadık bir çok yüzle kuşatılmış gibiydi sanki benim için.
Herkes,
Kime ne olduğunu öğrenme çabasında,
Herkes yardımcı olabilme telaşındaydı.
Bir süre sonra kimseye bir şey olmadığını öğrendim ve rahatladım büyük oranda.
Kazaya karışan tüm araçlarda,
Emniyet kemerinin takılmış olması kurtarmıştı hepimizi.
Ya takmamış olsaydık kemerlerimizi!!!
...
Evet,
Her zamankinden çok daha geç varmıştım haliyle o akşam eve.
Çocuklar, sanki olanları hissetmişcesine huzursuzlanmışlardı ben eve dönene kadar.
Kapıdan girdiğimde,
Öyle bir sarıldık ki birbirimize,
Adeta üçlü bir yumak şeklinde.
Ve ben o gün,
O eve,
Çocuklarıma dönemeyebilirdim de!!!
...
"Çok bunaltıyor be" deyip kemer takmayanlar,
Mesafe kısa diye umursamayanlar,
"Bana bir şey olmaz"larla aldananlar,
Daha da yetmezmiş gibi,
Bir de üstüne marifetmiş gibi çocuğunu kucağına alıp direksiyona oturtanlar...
YAPMAYIN!
Öyle bir şey değil bu inanın.
O koltuğa oturduktan saniyeler sonra bile, Bilemezsiniz neler gelebileceğini başınıza.
Emniyetiniz için,
Olmazsa olmazınız şu kemerlerinizi lütfen takın mutlaka.
Çok ama çok ricayla...
Niye mi anlattım tüm bunları,
Üzerinden yıllar yıllar geçmiş olmasına rağmen şimdi!
Bir baba gördüm bugün yolda yürürken.
Hayatından öteye koyduğu yavrusu kucağında,
Dereksiyon tutuyordu arabada.
Her ikisinin de eğlendiği,
Keyif aldığı çok belliydi ama hiç düşünmek bile istemem yaşanabilecek kabusu aksi bir durum söz konusu olduğunda.
Bazı şeyler yaşanarak öğreniliyor elbet belki ama bazı şeyler de var ki can gittikten sonra onu bilmek işe yaramıyor artık o vakitten sonra.
...

"Eminiyet kemeri konusunda, daha da bilinçli bir toplum olup bilemeyenleri de bilinçlendirebilmek dileğiyle..."

Yorumlar (0)