banner2

banner1

19.06.2020, 15:26

Emeklilik İkramiyesi

Uzun yıllar emek veriyorsun. Senede 2-3 hafta yıllık izin hakkı kazanıyorsun. 1-2 resmi tatil dışında bazı bayramlarda, tatillerde dahi işin yolunu tutuyorsun. Sabah güneş doğmadan çıkıp güneş batınca eve geliyorsun. Neden peki?

Evin kirası, faturası, yemesi-içmesi, kıyafeti…

Çocuğun okul parası, boyası bilmem nesi…

Biraz büyüyünce üniversite masrafı, düğünü, askerliği…

Masrafı biter mi bu dünyanın hiç? Ne dün bitti ne bugün bitecek. 3 kuruş için 5 takla atacaksın. Sistem öyle uygun görmüş sonuçta. Çok çalışacaksın, az kazanacaksın, çok harcayacaksın ve daima borçlu olarak kalacaksın. Bunlar olurken de mümkün olduğunca sorgulama hiçbir şeyi. Zaten düşünmenin hiçbir anlam ifade etmediği zamanlardayız. Senin yerine düşünenler var. Televizyonda, radyoda, gazetede her alanda senden daha iyi bilenler ve senin için en uygun seçeneği belirleyen bir sistem var. Kendini zeki sanman için hazırlanmış birkaç program, birkaç oyalanma aracı. Gerisi zaten geliyor. Çünkü bu sistem anlayışından kopmamış insanlar Ray Bradbury’in tabiriyle; bugünlerde bir çok adamın yapabildiği gibi, TV duvarını ayırıp tekrar birleştiren kişi, insanı kaba, hayvansı hissettirmeden ölçülüp biçilemeyecek olan evreni ölçüp biçmeye çalışan kişiden daha mutludur.

Asıl meseleye gelecek olursak; kıdem tazminatının şekli, formatı değişiyor. Bunun için işçi ve işveren sendikaları, bakanlık hatta sigorta şirketleri görüşlerini beyan edip ortak paydada buluşmaya çalışıyorlar. Üzerinde durdukları 2 yol var. Tarafların rakamlarda, oranlarda, kesintilerde anlaşamadıkları söyleniyor. Yeni sistemde kıdem tazminatınız tamamlayıcı emeklilik sistemi adı altında bir fona yatırılacak. Yıllık olarak bakıldığında 19 günlük ücret nakit olarak ele geçerken 11 günlük ücret fona aktarılacak (Kesinti miktarları, işveren payı, işçi payı oranları tartışılıyor). Emekli olduğunuzda emekli maaşına ek olarak tazminatınız aylık olarak size ödenecek. Tabi ki bu sistemin teoride güzel tarafları var. Çalışan kendi isteğiyle işten ayrılsa bile bu süreçten faydalanabilecek. Şirketler iflas verseler dahi parayı önceden ödedikleri için haklar saklı kalacak. Peki diğer yandan bakalım. Olumsuz yönleri ele alalım.

Asgari ücretle çalışan işçi hem hayatını idare ettirip hem de para biriktirip bir ev ya da otomobil alabilir mi?

Aynı işçi evladına düğün yapabilir mi?

Allah korusun başına bir şey gelse yüklü hastane masraflarını, sigortanın karşılamadığı ilaçların parasını ödeyebilir mi?

Hak ettiği parasının tamamını almak için ortalama ömür süresinin 78 olduğu ülkemizde 60 70 yaşını mı beklemeli?

Mevcut sistemde de bunları almak için ya emekli olmayı ya da işinden kovulması gerekiyor diyebilirsiniz. Elbette ki sistemin problemleri ve eksikleri oldukça fazlaydı. Ama emekli olan çalışan parasının tamamını alabiliyor. Eskilerin deyimiyle “emeklilik ikramiyesini” alabiliyor. Peki, biz bu fonu mevcut sisteme uyarlasak; çalışanların tazminatları aylık olarak birikse ve işten ayrıldıklarında istedikleri gibi kullanabilseler daha güzel olmaz mı? İlla ki bir havuzda toplanması, paranın başka yerlerde kullanılmasının önüne geçilmesi daha güzel olmaz mı? Bu saydıklarım hemen akla gelen birkaç öneriden ibaret. Üstüne düşünüp bir sürü çalışan yararına formül bulanabilir.

Maddi ve manevi olarak kolay günleri geride bırakmıyoruz. İnsanlık hem birbiriyle hem de kendiyle savaşını sürdürüyor. Yaşamı; çizgilerden çıkmadan, doğru ve dürüst bir şekilde sürdürmeye çalışmak ahir zamanda yeteri kadar zor. Bunun üstüne bir de biz zorluk çıkarmayalım birbirimize. Emeğin her türlüsünü ortaya koyan tüm işçi ya da işveren, tüm emekçiler için ortak bir yol bulalım. Bu topraklar hepimize yetecek kadar geniş…

Yorumlar (2)
Celil 9 ay önce
Severek okumaya devam ediyoruz.
TAMER işbilir 9 ay önce
Tam isabet tebrikler