banner2

banner1

10.11.2020, 15:32

Doğal olmayan Afetler!

Seller, depremler, heyelanlar hepsi birer doğal afettir. Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelebilen olaylardır. Din, dil, ırk, mezhep seçmeden herhangi bir zamanda herhangi bir bölgede gerçekleşebilir. Biz bu olayları “tehlike” olarak adlandırırız. Mesleksel anlamda açıklamak gerekirse; her türlü zarara sebebiyet verebilecek “potansiyele” tehlike adını veriyoruz. Potansiyellerin sonuçlarına ise “risk” diyoruz.

İşimiz gereği bu tehlikeleri tespit eder değerlendiririz. Bu işleme de risk değerlendirmesi deriz. Olası durumları irdeler, oluşturabilecekleri risklere karşı ne gibi önlemler alabileceğimizi, nasıl korunabileceğimizi ya da en az zararı nasıl görebileceğimizi teknikleriyle inceleriz. Aslında hepimiz bu risk değerlendirmesini günlük hayatımızda yapıyoruz. Bir baba, eşinin istediği o yeni beyaz eşyayı alacağı zaman ekonomik anlamda bir risk değerlendirmesi yaparken, yürümeyi yeni öğrenmiş bir çocuk basamaktan aşağı adım atmaya çalışırken risk değerlendirmesi yapar. Biz sadece bunu işyeri ortamında birden fazla tetikleyici faktöre göre düzenliyoruz. Tamam tamam korkmayın iş güvenliği dersinde değiliz…

Girizgahı bu şekilde yapmak isteme nedenim aslında günlük hayatta karşımıza çıkan olaylar karşısında ya da gazeteden okuduğumuz haberleri yorumlarken başka bir gözle daha bakmamız gerektiği gerçeği. Manşetlerde İzmir’de meydana gelen deprem var bir haftadır. 115 kişinin öldüğü 137 kişinin hala tedavisinin devam ettiği afette ne çok ders ne çok mesaj var aslında.

Deprem, doğal afetlerden kabul edilir. Neden? Çünkü deprem oluşumunu engellemeye beşeriyetin gücü yetmiyor. Durdurmaya yeter mi derseniz ona da yetmiyor. Peki bu insanoğlunun gücü neye yetiyor? Yukarıda bahsetmiş olduğum riskin seviyesinin düşmesine yani şiddetinin sonuçlarını azaltmaya yarıyor.

2020 yılı içinde meydana gelen 7 ve üzeri şiddetteki depremlerde ölen insan sayıları Meksika’da 10 Papua Yeni Gine’de ise yalnızda 1 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu işte bir tuhaflık var. Bir yanda ölen sayısı azken diğer tarafta kendi topraklarımızda yüzlerce canımızı kaybediyoruz. Hem de 1999’da binlerce canını kaybetmiş bizler için tahammül edilemeyecek bir durum bu. Pardon ama bu konuda da coğrafya kaderdir deyip kurtulamayız. Gerçi coğrafyaya bağlayacağım yerler var bu konuda bile(!)

Ders almıyoruz. Ders almadığımız gibi bazı hatalarımızı tekrar etmekten hiç çekinmiyoruz. Ama söz konusu can olduğunda hala bu alışkanlıklarımızı devam ettirmemiz son derece acı verici bir gerçek. Burada görev sadece devlete düşmüyor. Bu evleri yapan müteahhitlerin, ustaların, test yapan laboratuarların, yapı denetimlerin, izin veren belediyelerin de dahil olmak üzere herkesin bu işte payı var. Devlet bu sistemi kontrol etmek ve gerekli yerlerde müdahalede bulunmalıdır. Biz vatandaş olarak öğrenemiyorsak deprem gerçeğini kafamıza vura vura öğretmelidir. Biz unutuyorsak tekrar tekrar hatırlatmalıdır. Televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medyada bizim unuttuğumuz depremin etkilerini bize hiç unutturmamalıdır.

Son olarak bu deprem bize küçücük bedenlerin verdiği mücadeleyi, saatler sonra gelen mucizeyi, umut etmeyi tekrar hatırlattı. Bu duyguları kaybetmeyelim. Daha çok lazım olacak. Yolumuz uzun…

Yorumlar (0)