banner2

banner1

24.11.2019, 17:11

Bir öğretmen olarak tükenmişlikten nasıl kurtuluruz?

En son öğretmenler günüyle ilgili bir yazı yazdığımda henüz mesleğime başlamamıştım, şimdiyse meslek hayatımda 1 yılımı doldurmuş bulunmaktayım. Bu bir yılda öğretmenliğin ne anlama geldiğini, birine yardım edebilme yetkisinin verdiği olağanüstü hazzı, önemli bir sorumluluk almanın oluşturduğu stresi ve zaman zaman tükenmişliği öğrenme şansı elde ettim.

Öğretmenliğin yüceliğinden bahseden sayısız yazıyla karşılaşmışsınızdır elbet, bu yüzden methiyelere birkaç cümle daha eklemektense meslektaşlarımın, özellikle de branşdaşlarımın (rehber öğretmen) en çok muzdarip olduğu konuya değinmek, bununla ilgili birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum: Tükenmişlik.

Öğretmenlik, öğrencilerin hayatına büyük oranda etki edebilme gücü verdiği için haz verse de yıllık çalışmaların rutine binmesi, işlerin üst üste yığılması, konularda yeniliklerin çok sık yaşanmaması sebebiyle zaman içerisinde tükenmişlik yaşatan bir meslektir. Bu tükenmişliğin sebeplerine daha ayrıntılı değinecek olursak;

1) İlk zamanlardaki heyecanı aramak: Hiçbir öğretmen ilk atandığı okulda girdiği ilk dersi unutmaz. Heyecanlıdır, öğretmeye güdülenmiştir, karşısına çıkan her şey onun için ilktir. Ancak zaman geçer ve olaylar eskisi kadar heyecan vermemeye başlar. Her yıl aynı konuyu anlatıyordur, sorunlar da aynıdır, toplantılarda yine aynı problemler konuşulmuştur... Doğamız, benzer koşullar devam ederken uyum sağlamaya müsaittir. Bu yüzden hep aynı heyecanı duymak pek de mümkün olmayabilir. Bu sebeple öğretmen, hayata dair heyecan arayışını sadece okulla sınırlı tutmadan gündelik yaşamına da uyarlarsa okulla ilgili rutine binen işlere çok takılmamaya başlayabilir.

2) Gerçek dışı beklentiler: Bir öğretmen mesleğinde tüm okulun atmosferini değiştirmeyi, öğrencilerin tümünde kalıcı izler bırakmayı hedeflediğinde ve buna ulaşamadığında motivasyonunu yitirebilir. Oysa unutulmamalıdır ki öğrenme-öğretme süreci her öğrencide farklı işler ve her öğrenci beklenilen düzeyde sürece dahil edilemeyebilir. Özellikle rehber öğretmenlerde gözlemlediğim bu tükenmişlik sebebinde hep şu fikri savunmuşumdur: Bir öğrenciyi bile kazansak başarılı olmuş sayılırız. Bir öğrenci toplumu değiştirebilir. Uyuşturucu bağımlılığıyla ilgili seminer verirken bir öğrencinin bağımlı olmasını engellesek topluma büyük bir katkıda bulunmuş oluruz. Yani öğretmen, büyük çapta değişime gücü yetmediği durumlarda enerjisini daha gerçekçi hedeflere yöneltebilme becerisine sahip olmalıdır.

3) Fiziksel imkan yetersizlikleri: Özellikle dezavantajlı bölgelerde çalışan öğretmenlerimizi tüketen en önemli sorunlardan biri de kağıt, toner, fotokopi makinesi, akıllı tahta, internet vb gibi imkanların yetersiz oluşudur. Kaynaklara erişimi olmayan öğretmen dersini anlatırken çeşitli uygulamaları yaptıramaz ve motivasyonunu kaybedebilir. Geçen yıl çalıştığım okulla bu yılki okulum arasındaki imkan farklılıkları sebebiyle bu tükenmişliği bir süre yaşamıştım. Çözümü, yıllık rehberlik planımı okulun mevcut imkanlarını gözeterek hazırlamakta buldum. Salon ve akıllı tahta eksiği varsa seminerleri tek tek sınıflara girerek verdim, öğrencileri bilgisayarı görebilecekleri şekilde oturttum ve pano çalışmalarını daha özenli yapmaya gayret ettim. Bu şekilde eldeki imkanları değerlendirme yoluna gidince başarısızlık duygum bir miktar azaldı ve verimimi artırabildim.

Öğretmenlerin tükenmişlik yaşamalarındaki sebepler elbette bu üç maddeden daha fazladır, ancak en sık gözlemlediklerim bunlar. Şartların ne kadar bunaltıcı olduğuna odaklanmaktansa eldeki imkanları değerlendirmeyi bilerek uzun yıllar sürecek meslek hayatınızı çoğu zaman canlı tutabilirsiniz. Böylelikle okul sizin için sadece bir geçim kaynağı olmanın ötesinde, minik hayatlara dokunabildiğiniz bir fırsat yuvası haline gelecektir.

Tüm öğretmenlerimin öğretmenler gününü kutlar, tükenmişlik yaşamadığınız dolu dolu bir meslek hayatı yaşamanızı dilerim.

Yorumlar (0)