banner2

banner1

17.11.2019, 18:02

Bir Kütüphane Kurmak

Okuma oranının epeyce düşük olduğu Harran’da ilçenin en önemli gündemini öğrencilere okuma alışkanlığını kazandırma, kitap sevgisi aşılama, okuduğunu anlama becerisi katma gibi konular oluşturmakta. Bu sebeple okullardaki projeler de okuma üzerine yoğunlaşmakta. Ancak ilçede okuma sevgisi kazandırma görevi sadece okullarda yürümüyor. Hiç ummadığımız yerlerden, ummadığımız kişilerden de kayda değer yardımlar gelebiliyor.

Okulumuzun sosyal medya hesabından gelen “Hocam, okulunuza kitap ihtiyacınız varsa biz temin edebiliriz,” mesajı bir baklavacı işleten Hamit Beyboğa’ya aitti. Mesajı aldığımızda çok heyecanlandık, hemen yanlarına gidip kitap talebimizi belirttik. Okuma alışkanlığını herkese yaymak isteyen işletmeciler bir kitap toplama kampanyası başlatmışlar. Gelen bağışları kabul ediyor, yeri geldiğinde ihtiyaç duyulan kitapları kendi karşılıyor, kitaplar yeterli çoğunluğa ulaşınca da belirlenen okula gidip kütüphaneye bağışta bulunuyorlar.

Sözlerini tuttular, koca bir kütüphaneyi araçlarına yükleyip ilçeden 35 km uzaklıktaki köy okulumuza geldiler. “İlçemizde okuma oranı çok düşük,” diyordu Hamit Bey. Kendisi de Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği mezunu olarak kitaplara epeyce düşkün. (Harran’da Sakaryalı bir meslektaşımı görmek beni gururlandırdı) “Bizim amacımız tüm öğrencilerin kitaba ulaşmasını sağlamak. Böylelikle ilçemizin başarısına katkıda bulunabileceğiz.”

Getirdikleri kitapların arasında çocukken çok severek okuduğum kitapları, Sherlock’u, Gülten Dayıoğlu’nu görmek heyecan vericiydi. Çocukluğumu, gençliğim şekillendiren kitapları öğrencilerimin de okuyabilecek olması… Geçen gün elinde Talihsiz Serüvenler Dizisi’nden bir kitap tutan öğrencime “Bunu oku, çok beğeneceksin,” dediğim zamankiyle aynı heyecanı duyuyordum.

Böylece okul idaremizin önderliğinde rengarenk bir kütüphane yapmaya giriştik. Bir pazar günü öğretmenler olarak toplandık, elimizde fırçalar, her yeri boyadık. Ben duvara büyükçe bir ağaç çizdim. Kimi öğretmen çalışma için kullanılacak sıraları boyadı, kimi kapıları, kimi dolapları… İşimiz bittiğinde yorgun ancak mutluyduk, çünkü emeğimize değmişti. Ancak kütüphane tamamen bitmiş sayılmaz. Daha kitaplar türlerine göre ayrılıp raflara yerleşecek, panolar takılıp okumaya övgülerle donatılacak, kıymetli yazarlar özgeçmişleriyle duvarları süsleyecek. Çok iş var, ama tüm çabamıza değer.

Şimdi düşünüyorum da bir gün okuldan gitsem de kütüphane duvarına çizdiğim o ağaç hep orada kalacak. Yıllar geçse de öğrenciler kütüphanenin ilminden, o zengin dünyadan faydalanabilecek. İşte öğrencinin hayatına bu şekilde küçük bir dokunuş yapabilmek böylesine paha biçilemez bir his.

O kadar zorluk içerisinde okuluna kütüphane kurmayı başaran Ümran Duman Kara ve Yasemin Fidan’a, ardından kütüphanemizi zenginleştiren Hamit Beyboğa ve ekibine teşekkür etmeyi borç bilirim.

Yorumlar (0)