banner2

banner1

13.12.2020, 15:45

"AYDINLIK" KİME GÖRE!..

Mustafa GÜZELGÖZ!..

Bu ismi duydunuz mu hiç bir yerlerden?

Peki,

"Eşekli Kütüphaneci" desem!!!

...

Mustafa GÜZELGÖZ,

1943 yılında,

Yirmili yaşlarının daha başlarındayken,

Tahsin Ağa Kütüphanesi’ nde kütüphaneci olarak göreve başlar.

O, ilk günün heyecanını zerre kaybetmeden,

Her gün aynı heyecan ile kütüphanede kitap severleri bekler.

Günler günleri kovalar aynı heyecanlı bekleyişle.

Gelen giden olmayınca da, Mustafa GÜZELGÖZ,

Bir süre sonra gider insanlara ve

"Kütüphane bomboş duruyor,

Gelin kitap okuyun" der.

Halbuki ne gerek vardır ki böyle bir şeye!

Memursun sen!..

Ohh misler gibi yani.

Her ay aldığın maaş da belli.

Ağrısız başını ağrıtmaya ne gerek var durup dururken değil mi!!!

Ama yok,

Duramaz Mustafa GÜZELGÖZ.

Çünkü idealist bir kişiliktir,

Çünkü mum olmak ister,

Çünkü ışık olmak ister bir yerlerde birilerine.

Çünkü o,

Aydınlığı sever.

Kendi rahatını bırakıp da bir tarafa,

İnsanlara faydalı olabilmeye adamıştır bir kere kendisini.

"Onlar gelemiyorsa kitaplara,

Ben giderim o zaman onlara" diye düşünür ve kafasındakileri hayata geçirebilmek üzere başlar çalışmalara.

Tüm inancıyla inandırarak o günün üst makamlarını,

Bir eşek alır ve iki de sandık yaptırır eşekli kütüphanesi için.

Yükler alabildiğince sandıklarını kitaplarla ve koyar eşeğinin üzerine.

Köy köy dolaşır Eşekli Kütüphaneci Mustafa GÜZELGÖZ;

Üzerinde, iki adet aydınlık sandığı taşıyan eşeğiyle.

Gezdiği yerlerde,

Gördüğü çocukların ellerine tutuşturur kitapları.

"Okuyun bunları" der.

"Sonra aranızda değişin.

On beş gün sonra gelip alacağım kitapları.

Yırtmayın kitapları;

Diğer köylerdeki arkadaşlarınız da okuyacak bunları".

Mustafa GÜZELGÖZ,

Artık sadece bir iki gün

Ürgüp' teki kütüphanede durmaktadır,

Kütüphanede olduğu günleri yazar ve asar kütüphanenin kapısına.

Bir süre sonra,

Gittiği köylerde,

Köy çocukları tarafından alkışlar ile karşılanır.

Zamanla insanlar,

Ürgüp' teki kütüphaneye gitmeye de başlarlar,

Eşekli Kütüphanecinin ününü duydukça.

Ama bu yeter mi ki Mustafa GÜZELGÖZ' e?

Yetmez!..

Bakar ki kadınlar hiç uğramaz kütüphaneye,

Mustafa GÜZELGÖZ tüm girişimcilik ruhuyla ona da bir çözüm yolu bulur kendince.

"Bana dikiş makinesi yollayın,

Firmanızın adını kütüphanenin girişine kocaman yazayım" der firmalara.

Dikiş makineleri gelir kütüphaneye sonra.

Belirli bir günü,

Kadınlar günü yapar GÜZELGÖZ.

Kumaşını alan kadınlar,

Düşer kütüphane yollarına.

Tabi,

On tane makine yetmeyince,

Kadınlar kuyruklar oluşturur bir zaman sonra kütüphane kapısında.

Kuyrukta bekleyen kadınların ellerine de kitap tutuşturur GÜZELGÖZ hemen.

Sonra bakar ki;

Okuma-yazma oranı oldukça düşük,

Halkevlerinde okuma yazma kursları vermeye başlar.

Bir süre sonra,

Mustafa GÜZELGÖZ hakkında dava açılır;

“Kendi görev tanımı dışında davranıyor” iddeası ile.

50 yaşına gelen GÜZELGÖZ, Baskıyla emekli edilir en sonunda.

...

Niçin bir mumu,

Bir ışığı,

Bir lambayı yukarılara koyarız?

Kendinden başka,

Etrafı aydınlatsın,

Etrafına daha çok ışık saçsın diye öyle değil mi!

O halde bizler,

Bu memleketin,

Gerçekten çalışan,

İş yapmaya çabalayan,

Kendilerini yaptıkları ile başkalarından gerçek anlamda farklı kılan insanlarını;

Öğretmenlerini,

Aydınlarını,

Akademisyenlerini,

Bilim insanlarını,

Yazarlarını,

İlim sahiplerini,

Bilgi,

Birikim,

Tecrübe sahiplerini,

Daha nice sayamadıklarımızı,

Niçin hep alaşağı ediyoruz!

Niçin alçaltıyoruz!

Niçin küstürüyoruz!

Neden eşekli kütüphaneci Mustafa GÜZELGÖZ' ün ve onun gibi,

Okumayı,

Bilgiyi,

Bilinci ışık bilmişlerin önünü kesiyoruz,

Yapmak istediklerine engel oluyoruz,

Işıklarını söndürmeye kalkıyoruz!..

Neden her dokunduğu yerde bir iz bırakan,

Dokunduğu yere değer katan insanları yok saymaya çabalıyoruz!

Neden acaba!!!

Çünkü bir yerde,

Ürkütücü ve kör eden cinsten gibi görünse de karanlık,

Bir yerlerde de cesaret sebebi olup besliyor işte sinsice birilerini.

Aydınlık,

Kimilerinin önünü görmesine sebep olup ufkunu genişletirken,

Kimileri için,

Gitmek istediği yolda karanlığı oluyor belki de!

...

Ve bugün,

Memleketimin de,

Böylesi vizyon sahibi,

"Ben..." demeden,

"Biz..." diyebilecek,

Aydın,

Aydınlık sahibi insanlara ihtiyacı var bence.

Mum dibini değil de,

Etrafını aydınlatabildiği sürece mumdur aslında düşününce.

...

'Aydınlığa yüzümüzü dönüp zorla mahkum ettirilmeye çalışıldığımız karanlığa yüz çevirebilmek dileğiyle...'

Yorumlar (0)