banner2

banner1

04.02.2021, 16:25

Amaç ve Metot

Yine ortalığın, gündemin değiştiği bir hafta geçiriyoruz. Öyle bir durum ki cumhurbaşkanının yeni anayasa hakkında yaptığı çıkış hakkında konuşmaya fırsat bulamadı kimse. Gündem tabi ki Boğaziçi üniversitesinde meydana gelen olaylar zinciri.

Olayı hatırlatmak amacıyla kısaca özet geçmek gerekirse, Boğaziçi üniversitesine cumhurbaşkanı tarafından atanan rektörü öğrenciler kabul etmedi. Rektörün eskiden olduğu gibi seçimle gelmesini istediklerini ve atanmış rektörü kabul etmeyeceklerini belirttiler. Üniversite içerisinde çeşitli eylemlerle seslerini duyurmaya çalıştılar. Bu eylemlere öğretim görevlileri de katıldı. Ardından bir grup gencin sergiye kabe ve LGBT figürlerini içeren resim getirmesiyle olay bir anda adli bir duruma dönüştü. İçleri bakanlığından, parti yetkililerine kadar herkes için bir numaralı gündem haline geldi. Halihazırda atanmış olan rektörün LBGT kulübünü kapatmasıyla da gerilim tavan yapmış oldu.

Ben konuya biraz daha farklı bir yerden yanaşmak istiyorum. Baştan belirtmiş olayım kimin nereye baktığıyla ilgilenmiyorum. İster aşağı bakın ister yukarı. Benim anlatmak istediğim konu, hislerimizi ve düşüncelerimizi eyleme dökme biçimlerimiz.

Hangi değeri ya da hangi ideolojiyi desteklerseniz destekleyin, savunduğunuz değeri yansıttığınız ölçüde o değeri ya da ideolojiyi içselleştirmişsiniz demektir. Çok basit bir örnekle anlatmak gerekirse, İslam’da zorlama yoktur deriz hep. Bu zorlama İslam’ın içerisini değil girişini anlatır bizlere aslında. Yani kılıç ve ya silah zoruyla kimse İslam’a davet edilmez. Kişi İslam’ı kendi seçmelidir. Buradaki zorlama bizim metodumuz olmuş oluyor. Yani metot henüz girişte belli ediyor kendini. Savunduğumuz değer İslam, metodumuz “zorlama” olmuyor. İçerisinde barındırdığı bir değere aykırı olamaz savunma metodumuz. Yani demem o ki iyiyi, güzeli, hoşgörüyü, liyakatı isterken bunları taşla, sopayla, darbeyle yapamayız. Yani eleştirilen metot ile karşılık vermek kimi haklı kılar ki?

Kimin haklı kimin haksız olduğu her kesim tarafından elbette ki farklı yorumlanacaktır. Rektörlerin atanması yeni bir olay değil elbette. Bunu tartışabiliriz. Bunun eksileri, artılarını yazıp çizebiliriz. Rektörü kabul de etmeyebiliriz. Ama her şeyin olduğu gibi bununda bir metodu olmalı. Ve seçilen metot savunduğumuz değerlerimize aykırı olmamak zorunda. Yoksa anlamı kalmıyor konuşulanların. Eylemlerimiz bizim kim olduğumuzu yansıtan en önemli unsurlar.

Benim siyasi konulardaki eleştirilerimin temelinde bu konu var. Bize sunulan hedef nedir ve bu hedefe giderken kullanılan yol haritası nedir? İşin sonunda erdemli bir gaye varsa bu gayeye kurumları şeffaflaştırmadan gidemeyiz. Halkı, sokağı dinlemeden gidemeyiz. Gençleri dinlemeden gidemeyiz. Toplumun sosyolojik yapısını yok sayarak gidemeyiz. Kısacası üstadın dediği gibi aşağılık metotlarla şerefli bir hedefe varılamaz.

Metotlarımızı sorgulamamızda muhakkak ki fayda olacaktır. Herkes kendi muhasebesini yapabilir.

Sağlıcakla kalın…

Yorumlar (1)
Hasan Küçük 4 hafta önce
devletimin yanındayım