banner2

banner1

03.11.2020, 11:42

Afet Sonrası Sosyal Desteğin Önemi

                Doğal afetler insan hayatının kaçınılmaz bir parçası olup doğru planlamayla can kayıpları en aza indirilebilir. Son yaşanan depremde şehir planlamasının ve deprem bilincinin ne kadar önemli olduğunu –maalesef- bir kez daha görmüş olduk.

Afetlerin çocuklara nasıl anlatılması gerektiğiyle ilgili daha önce bir yazı yazmıştım. Bu sefer yetişkinlerin afetler karşısındaki duruşuna değinmek istiyorum.

                Acımız daha taze ve iletişimin, birilerine ulaşmanın, sesini duyurmanın, desteğe sahip olmanın önemini en güçlü şekilde hissettiğimiz bir zamandan geçiyoruz. Kitle iletişimi sayesinde enkaz altındakilere daha hızlı ulaşılabiliyor, toplumsal bilinç kendini gösterebiliyor. Peki ya sonrası?

                Bu tarz afetlerin sonrasında farklı alanlarda yaşanan kayıpların çok oluşu kişiyi içinden kolay kolay çıkamayacağı derin bir kaygıya, depresyona sürükler: sevdiklerinin, uzuvlarının, malının, işinin, güvenlik duygusunun kaybı…  Gerekli yardımı zamanında alamama kaygısı da bu kayıplara eşlik eder.

                Yaşanan travmadan sonra iyileşme sürecinde en büyük ihtiyaç “sosyal destek” alanında ortaya çıkar. Kişi; sığınabileceği, her daim yanında olduğunu bildiği, konuşabildiği birine daha önce hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyar. Pek de kolay geçmeyen iyileşme evresinde bu ihtiyaç görmezden gelinip içe kapanma yaşanırsa yaraların iyileşmesi bir o kadar da zorlaşır. Çünkü tıpkı bir yaranın iyileşmesi için önce içindeki iltihabın akmasına izin vermek gerektiği gibi, ruhun iyileşmesi de ancak buna benzer bir sağaltımla mümkündür.  Kişi anlatmalıdır. Her şeyi anlatmasa bile biriyle sessizce yan yana durmalıdır. O kişinin verdiği güveni hissetmelidir. Bu kişi aileden ya da arkadaşlardan biri de olabilir, bir ruh sağlığı çalışanı da.

                Geçtiğimiz yıllarda birinden beni çok etkileyen bir olay duymuştum: Yolun ortasında bir adam dizlerinin üzerinde öylece durup ağlıyormuş. Ne olduklarını sorduklarında az önce telefonda ailesinin tamamının Suriye’deki bir bombalamada yok olduğu haberini aldığını söylemiş. Bu adamın içinde bulunduğu yalnızlık hissini tahmin bile edemeyiz. Evet, onun için artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacak ama bu travmasından sonra yanında en azından bir kişi bile bulunsa adam zamanla hayatını normal bir şekilde sürdürebilir hale gelecek.

                Bu yüzden doğal afet vb olaylar yaşansın ya da yaşanmasın, etrafımızda çok büyük bir zorluktan geçen kişilerin farkında olalım. İhtiyaçlarına belki tam olarak cevap veremeyiz. Onun problemini çözemeyiz, kayıplarını da geri getirecek gücümüz olmayabilir. Ancak telefon yoluyla bile olsa karşısında bir ses olmamız, dinleyen kulak olmamız içinde bulunduğu o derin yalnızlık hissinden sıyrılmasını sağlayacak.  Bir arkadaşımız zor bir süreçten geçiyorsa evimizde yaptığımız bir kahve bile dayanma gücünü artırabilecek bir dokunuş olabilir. Belki sihirli değneğimiz yok ama zor durumlarda kenetlenme güdümüz her daim bizimle.

Yorumlar (0)