banner2

banner1

banner22

6 yaşında başladığı mesleği 52 yıldır sürdürüyor

Adapazarı İlçesinde, 6 yaşında saat tamirciliğini babasından öğrenen 58 yaşındaki Ali İhsan Yenihayat, 52 yıldır bu mesleği severek yapıyor. Dükkanına eğlenmek için geldiğini söyleyen Yenihayat, gelecekte böyle bir mesleğin kalmayacağını ifade etti.

Adapazarı 08.12.2020, 09:46 Editör: Ebru Bulut
banner48

"MESLEK ZAMANLA KAYBOLACAK"

Makedonya’dan 1956 yılında Türkiye’ye ailesiyle birlikte göç eden Ali İhsan Yenihayat, 6 yaşında babasının yanına giderek saat tamirini öğrenmeye başladı. Dedesiniz dükkanında yalnız kalması üzerine dedesinin yanına giderek öğrendiği mesleği o dükkanda sergiledi. 1978 yılında dedesinin dükkanına geçen Yenihayat, şimdilerde ise aynı dükkanda 42’inci senesini geçiriyor. 52 yılını verdiği mesleğin ilerleyen zamanda kaybolacağını söyleyen Yenihayat, insanların kalitesiz ve ucuz ürünlere yönelmesinden şikayetçi oldu.

"42 SENEDİR BU DÜKKANDAYIM"

Babasından öğrendiği mesleği ilerleyen günlerde dedesiyle birlikte devam ettiren Ali İhsan Yenihayat (58), “Dedemden kalma bu dükkanda 1956 yılından beri saat tamir ediliyor. Ben 42 yıldır senedir bu dükkanda baba mesleğimi icra ediyorum. Babam da bu işi kayınpederinden öğrenmiş. Sülale olarak saatçiyiz. Biz göçmeniz, 1956 senesinde Türkiye’ye Makedonya’dan geldik. Geldiğimiz yıl bu dükkanı dedem açıyor. Babam ise Ankara’ya giderek 3 sene orada yaşıyor. Babam 1959 yılında Ankara’dan gelerek kendi dükkanını açıyor. 1987 senesine kadar o dükkanda çalıştı fakat küçük dükkanlar imha olunca babam da bu dükkana geldi. Şuan 4 sedir felçli bir şekilde evde yatıyor. Ben 1978 senesinde dedemin yanına geldim. O günden beri bu dükkandayım. 6 yaşında başladığım bu meslekte 52 yıl geçirdim. Yenicami’de babamın dükkanı vardı, bu dükkan ise dedemin.  6 yaşındayken babamın dükkanına giderek bu işi öğrenmeye başladım. 1978 senesinde dedemin yanındaki elemanın ayrılması sonucu dedem yalnız kalınca bu dükkana gelmeye başladım. 42 senedir bu dükkandayım” dedi.

“ARTIK BU DÜKKANA EĞLENMEK İÇİN GELİYORUM”

Mesleğinin ilerleyen yıllarda kaybolacağını ifade eden Yenihayat, “Bu mesleğin diğer nesillere aktarılmamasının en büyük sebebi, eskiden bir öğrenci, çırak geldiği zaman bu sanatı öğrensin ve bu sanattan ekmek kazansın. Şimdi ise gelen çırakların sorduğu ilk soru kaç para kazanacağı oluyor. Para için çalışmak ve işi öğrenmek için çalışmak farklı şeyler. 3 tane oğlum var. Hepsi okuyup kendi meslekleri üzerine çalışıyorlar. Dükkana da hiç kimseyi almadım. Bazı müşteriler sen ölünce ne olacak diye soruyorlar. Ben de mezarlığa getirirsiniz, orada tamir ederim diyorum. Yanımızda bir elemanımız vardı. 16 sene bizde çalıştı ve sonra kendisine dükkan açtı. Ben de artık yoruldum. Bu yüzden Kimseyi almayı düşünmüyorum. Artık bu dükkana eğlenmek için geliyorum. Para kazanmaktan ziyade vaktimi insanlara faydalı olarak geçirmeye çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

“ESKİDEN SAATLER ÇOK PAHALIYDI AMA KALİTELİYDİ”

İnsanları kaliteli saatler hakkında uyaran Yenihayat, “Halkımız birçok şeyde ucuza kaçarak sahtesiyle idare ediyor. Şuanda birçok insanımızın kolunda ucuz ve kalitesiz saat var. Bu saatlerin ülkemize sokulmaması gerekiyor. Tutya denilen bir madenden üretildiğini ve bu madenin de kanserojen madde içerdiğini söylüyorlar. Ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Eskiden saatler çok pahalıydı ama kaliteliydi. Dedemin veresiye defterine baktığımda masa saati 125 Lira olarak not almış. Reşat Lira 75 Lira idi o zaman. Bugün bir Reşat Lira yaklaşık 3 bin 500 TL. Bugünkü hesaba göre o saatin fiyatı yaklaşık 4 bin TL. Ben şimdi bu saat için 100 TL deyince insanlara pahalı geliyor. Bu yüzden ürünler parasına göre yapılıyor ve parası düşük olunca da kalite de düşük oluyor” şeklinde konuştu.

Yorumlar (0)