banner2

banner1

20.11.2021, 09:09

AÇ KALMAKTAN KORKUYORUZ

Kapitalizm, 1800 yıllarda karşımıza efendi/köle veya soylu/ halk olarak karşımıza çıkmıştır. İsimler değişse de sistem hep aynı. Hükmeden, sömüren ve zulmeden bir azınlık yine var ve var olmaya devam edecek. Dünya dönükçe bu düzen değişmeyecek, değiştirmeye çalışanlar olacak ama başaramayacaklar.

Bizleri sömürülen halkı, işçiyi, köylüyü o kadar korkutmuş ve sindirmişler ki haksızlığa uğrasak bile sesimizi çıkaramıyoruz. İş yerinde yaşanan adaletsizlikleri görmüş olsak da sesimizi çıkaramıyoruz çünkü işsiz kalmaktan ve aç kalmaktan korkuyoruz. Belki de bu işverenlerin değil hükümetin işverenlere vermiş olduğu güvenceden kaynaklıdır.

Burjuvazi,  düzenin sürdürülebilmesi için emekçinin hem daha fazla üretmesini hem de bu sömürüye rıza göstermesini sağlayacak yöntemler geliştirmeye çalışmıştır ve bulmuştur. Aç kalmaktan korkan ve sistemin vermiş olduğu rahatlığın yani sosyal düzenin bozulmasından korkan işçi de sömürülmeye devam etmiştir. Aslında sömürülmeye emeğini satan işçi kendisi razı olmuş durumda bir nevi.  İşçiyi korkutmanın en kolay yolu güvensizleştirerek verilen paraya razı etmek çok basit.

 Sanayileşmeyle birlikte topraktan hızla koparak kentlere gelen, mülksüzleştirilmiş ve tüm geleneksel güvence mekanizmalarından yoksun bırakılmış olan emekçi kitleler, yaşamlarını sürdürebilecekleri bir iş için birbirleriyle amansız bir rekabete sürüklenmiştir. Bu rekabet, güvencesizliği ve çaresizliği daha da artırmış ve emekçiler, 18. yüzyıl sonları ve 19. yüzyıl başlarında vahşi çalışma koşulları ve büyük bir sefaletle karşı karşıya kalmıştır.

Emekçiler birbirleriyle rekabet etmek yerine sınıf bilinciyle örgütlenerek burjuvaya karşı çıksa aslında her şey çözülecek. Kapitalizm sadece işçiler, emekçiler için değil siyasi partiler, sendikalar için de bir tehdit haline gelmeye başlamıştır.

En temel insan hakkı olan yaşam hakkını hiçe sayan kapitalist düzene karşı koyabilmek için yapılması gereken, emekçileri yeniden sınıf bilinci içinde bir araya getirecek ve mücadeleye yöneltecek araçların yeniden inşa edilmesidir.  Yaşadığımız süreçte 18. yy olduğu gibi bir araya gelmesi çok da uzak gözükmüyor.

Tek umudumuz ve dileğimiz herkesin özgürce ve insanca yaşadığı bir dünya.

Yorumlar (0)