banner2

banner1

24.11.2021, 08:58

12 EYLÜLDE AŞK

- Abim çok ayran gönüllüydü

- Sanki sen değildin. Görücü gittiğiniz bir kızı çok beğenmiştin. Ama kızın abileri görüşmenize izin vermemişler. Çok baskıcı bulmuştun o abileri. Kızı abilerinden kurtarmak istemiştin. Bir kızla sadece bunun için evlenilir mi?

- Onu bunu bırak da ben ucuz yırtmışım?

- Kimden ucuz yırtmışsın ki?

- Hani lise yıllarımda çıktığım bir kız vardı ya,

- Uğruna susuz rakıları devirdiğin kız mı?

- Evet, işte onun altı abisi vardı, ondan?

- Sende de ne şans, abileri çok olan kızlara denk geliyordun. Bir de babalarını eklesen...

- Onun için ucuz yırttım dedim ya!..

***

12 Eylül 1980 Cuma. Sabah saatin yedi otuzu. Kapı biraz gürültülü şekilde tıklandı. Yarı uykulu biçimde anneleriyle biri yirmi dört, biri yirmi iki yaşındaki iki oğlu ve on altı yaşındaki kızı kapıya koşuştular. Kapıyı açtıklarında karşılarında şaşkın durumda duran babaları vardı. On, on beş dakika önce işe gönderdikleri babalarını karşılarında gören anne ve çocukları en az baba kadar şaşırdılar.

- Ne oldu, neden geri döndün, dedi anne.

- Darbe olmuş, örfi idare ilan edilmiş. Sokağa çıkmak yasaklanmış.

Bütün makineler susmuş, hayat durmuştu. O gün çok kişi işe giderken geri dönmüşlerdi. Tek kanallı TRT televizyonu akşamüstü açılıyordu. Herkes gibi mecburen radyonun başına üşüştüler. Her gün onlarca insanın ölümüne sebep bitmeyen terör ve bir Cumhurbaşkanı bile seçemeyen partilerin uzlaşmaz tutumları yüzünden ülke idaresine el konulduğu, Kenan Evren’in saat on üçte TRT radyo ve televizyonunda bir açıklama yapacağı radyolardan duyuruluyordu.

Şaşkınlık, korku ve endişe iç içe geçmişti. Uzaklarda bir yerde birileri “Bizim çocuklar başardı” diyerek kadeh tokuşturuyor, halk ise ne olacağını merak ediyordu. “Bir onlardan, bir bizden” diyerek çocuklar darağaçlarında sallandırılacaktı sonradan. Yıllar sonra darbenin başı Kenan Evren Cumhurbaşkanı sıfatıyla emekli olarak, ruhunu huzura kavuşturmak için mi kimbilir, kendini resme verecek, yağlı boya tablolar yapacaktı.   

Askeri darbenin üstünden iki ay geçmişti. Sokağa çıkma yasağı biraz gevşetilmiş, saat 22.00-05.00 arasına gerilemişti. Sisli, puslu bir kasım öğleden sonrasıydı. Ahbap çavuşların üçü bir araya geldiler. Salko Camii sokağının içinde, Ali Dilmen Lisesinin karşısında, Salihlerin iki kardeş, bir baba kaldıkları, tuvaleti suyu bile olmayan bekâr evinde Ferit’in isteğiyle rakı içelim dediler. Bahri ve Salih iki koltuk değneği ile yürüyen Ayhan’ı da aldılar.

Gençlik; durum ne kadar kötü olursa olsun, içlerinde hep bir ışık yanardı. Öyle sıklıkla akıllarına içmek gelen kişilerde değillerdi. Ama o gün içeceklerdi işte!.. Salih çilingir sofrası için küçük tüpte tavaya yağ koyup babasının bakkal dükkânından aldığı sucuğu kızartı. Beyaz peynirde vardı. Alt tarafı bir yetmişliği dört kişi içecekti. Bahri rakıyı bir çay bardağına susuz koydu. İlk içen gene kendisi oldu. Susuz rakıyı anason kokusu olmadığı için çok beğendi ve herkese önerdi. Susuz rakıdan bir kadehte Ferit içti, o da çok beğendi.

Artık beğenme fasılları bitmeli, içmeye başlanmalıydı. Akşama bir iki saat vardı. Dışarda bulutlu, puslu hava pencerelere yapışmış, akşamı erkenden getirmiş, elektrikler açılmıştı. Bu arada Ferit’le Salih konuşmaya başladılar. Konu Ferit’in çıktığı kızdı. Salih kızı birisiyle görmüştü. Ferit “gerçekten mi?” diye soruyordu. Salih dediklerini onaylıyor, yer ve kişi adları veriyordu. Ferit’in yüzü gerildi. Yumruklarını sıktı. Çıktığı kızın adı Emel’di. Emel ona yeterince bağlı değilmiş demek ki..

Birden kapı açıldı. Gelen Salih’in kardeşi Samet’ti. İçeriye girer girmez küçük çilingir sofrasını görünce şaşırdı.

- Bana da yok mu, diye sordu.

- Yok, dedi Ferit!

Şaşkın bakışlar altında aldı şişeyi başına dikti. Bu şekilde içtikten sonra ayakta duramaz duruma geldi. Naralar atmaya, ortalığı dağıtmaya başladı. Ayhan Bahriye; “Bana eşlik et, artık burada durulmaz” dedi.

Bahriyle yola koyulurlarken Samet arkalarından onlara yetişti. Ferit’le Verdikleri mücadeleden dolayı soluk soluğaydı. Ferit’i kusturmaya çalışırlarken Ferit onun elini olanca hıncıyla ısırmıştı. Bahriyle Ayhan tam zamanında Salihlerin evinden ayrılmışlardı.    

DEVAMI HAFTAYA

Yorumlar (0)